Puan vermedi·768 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Mayıs 2026 02:00 Beyaz Leke: Mahkûmiyet ilk başta bana klasik bir gençlik distopyası gibi gelmişti ama okumaya başlayınca olayın sadece aşk ya da aksiyon olmadığını fark ettim. Kitap bayağı insanın içine sıkıntı veren, karanlık bir atmosfere sahip. Sürekli baskının hissedildiği, insanların korkuyla susturulduğu bir düzen var. Bu yüzden okurken insan bazen geriliyor, bazen de karakterlerle beraber öfkeleniyor. Özellikle sistemin insanları nasıl değiştirdiğini göstermesi kitabın en güçlü taraflarından biri olmuş.
Eftalya karakterini ben başarılı buldum çünkü güçlü kadın karakter yapacağız diye duygusuz biri haline getirmemiş yazar. Kız hem korkuyor hem kırılıyor hem de mücadele etmeye çalışıyor. Bu yüzden davranışları daha gerçek hissettiriyor. Tugay karakteri ise tam bir “karizmatik ama yaralı adam” havasında yazılmış. Açıkçası bazı sahnelerde fazla abartılmış gibi hissettirse de karakterin taşıdığı yük ve yaşadığı olaylar okuyucunun ona karşı merak duymasını sağlıyor. İkili arasındaki ilişki de sürekli bir gerilim içinde ilerlediği için insan sıkılmadan okumaya devam ediyor.
Kitabın en sevdiğim yanı atmosferi oldu. Hapishane sahneleri, sorgular, korku ortamı falan gerçekten gözde canlanıyor. Bazı bölümlerde sanki film izliyormuş gibi hissettim. Yazarın dili de ağır değil; akıcı ve sürükleyici olduğu için sayfalar hızlı ilerliyor. Bölüm sonlarında merak unsuru bırakması da kitabı bağımlılık yapan şeylerden biri. “Bir bölüm daha okuyayım” derken zamanın geçtiğini fark etmiyorsun.