Kendini hiçbir yere ait hissedemeyenler bu kitabı okumaya davetli
9/10
·416 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 00:00
Selamlar, karanlığa sinenler ve ışığın onu bulmasını dileyenler... Saat 05.14 umarım keyifler yerindedir! Herkes uyurken yine biz bizeyiz, ay ışığında bir satır arasında daha buluştuk. Öyleyse hemen incelemeye geçiyorum. İncelemem spoiler içerecektir. Bugün Gümüş Yürek'in ikinci kitabını konuşacağız. Öncelikle ilk kitaptan daha çok sevdiğimi söyleyebilirim ancak eleştireceğim kısımlar da olacak. İlk övgüm kesinlikle yazarın diline. Anlatımını inanılmaz seviyorum ve hayranlık duyuyorum, üstelik gelişime gerçekten açık ve azimli biri olduğunu ilk kitapla karşılaştırınca da anlayabiliyorsunuz. Sıkmıyor, akıcı ve hikayeyle de birleşince oldukça sürükleyici. Öyle ki 2-3 gün gibi kısa bir sürede bitirdim. Ben ilk kitaba göre daha heyecanlı buldum. Ağır ilerlemiyor ve olaylar daha hızlı akıyor. Karakterler bir tehlikeden ötekine atlıyor. Veylinton fikrine de bayıldım. Marlo ve Eira'nın sivri çatılı binalarda koşması en sevdiğim kısımlardan biriydi. Yetenekli hırsızların ve çürüklerin şehrinde, köşeyi her döndüğümüzde başımıza bela açılacakmış gerilimi de eksik olmadı. O güvensizliği fazlasıyla hissettim. Yine, adaletin değmediği lanetli şehrin; Eira'nın zihnini zehirlemeye ve gümüş yüreğini karartmaya çalışması... Fevkaladeydi. Mürettebat, korsanlar, gemi yolculuğu, yeni karakterler, bataklık, ilk cadı ve kara boşluk... Bast ve Maça hakkında konuşacak olursam, bence hikayeye renk katmışlar. Yalan yok Bast'a düştüm. Mor renk yıldırım gözleriyle çarptı beni. Sondaki hikaye ve iki kardeşin geçmişi de etkileyiciydi. Ailesinin intikamını almak için yıllarca kendilerini eğiten, tüm zorlukları aşan, verdikleri sözleri tutan ve ettikleri yeminler için yaşayan karakterlerden bahsediyoruz. Vazgeçmek istediğinizde bile sımsıkı tutunduğunuz tek şey o yeminler olur bazen de. Bast'ın göründüğünden de derin bir karakter olduğunu zaten en başında anlamıştım. Yüzüne taktığı alaycı gülümsemesinden çok daha fazlası o. Eira ve Bast dinamiğini de sevdim ve Bast'ın, Eiraya'ya karşı hisleri var gibi. Yakışıyorlar ama ben yine de Eira ve Nos'tan vazgeçemem. İkisi birbirini tamamlıyordu ama biri bana söylesin Nos neredeydi? Dürüst olmam gerekirse ilk kitabı gayet sakin, sevimli bir kış hikayesi olarak kodlamıştım ve öyle de masum masum okuyordum. Olaylar hızlandığında ve Nos öldüğünde bile anlık bir şok yaşamış, ikinci kitapta döner nasıl olsa diye düşünmüştüm. Nos'u bu kitapta da pek göremediğimiz için bu gerçeği pek sindirebilmiş sayılmam. O yüzden ufak çaplı krizdeyim. ARKADAŞLAR SÖYLER MİSİNİZ GERÇEKTEN, NOS NASIL DÖNMEZ? Döneceğine çok inanmıştım ve hâlâ hayal kırıklığını yaşıyorum. Eira ve Nos'un sahnelerini yeterince göremedik. Bu ikili çok daha fazla sayfayı devirmeyi hak ediyordu. Eleştirmeye yavaştan başlamışken bir diğer konu Zaina. Kendisiyle gerçekten bağ kurmuştum... Zaina ilk kitapta da biraz geri plandaydı ama bu kitapta neredeyse hiç yok gibiydi. Bilmiyorum ben çekirdek dörtlünün dinamiğini çok daha fazla okumak istemiştim. Ha bir de Kai var. Çocukcağız ilk kitapta da yolculuğa eşlik etmek istemişti de reddedilmişti. E bu kitapta biraz büyüdü o da dahil olur diyordum da yine yok. Nedense Kai benim favori karakterim olur gibi sezmiştim ama neredeyse figüran gibi kaldı bu hikayede de. Yine de beklentilerimi üçüncü kitaba saklıyorum. Sevgili Kai, umarım seni orada okuyabilirim... Ve Marliyen. Marlo'nun ateş gücünü kabul edememesini ve bir kez ölümle tanıştıktan sonra eskisi gibi olamamasını anlıyorum ama... Marlo, sanki eski Marlo değil gibiydi. Başka bir karakteri okuyormuş gibi hissettim ve Eira ile dinamikleri zayıftı. Öyle ki sanki hiç yakın arkadaş değillermiş gibiydi. Sonuçta; Eira'yı bu diyarlarda ilk bulan, evini açan, onunla birlikte yollara atılan, onunla dost olan ilk kişi Marlo'ydu. Yeniden ikisi birlikte yollara düştüler ve ikisinin de Veylinton gibi tehlikeli bir şehirde birbirlerinden başka güvenecek kimseleri yoktu ama neden biz Eira ile Bast'ın, Marlo ile de Maça'nın daha fazla sahnesini okuduk? Pardoon paaardon, Marlo ve Maça'nın sahnesini daha fazla da okuyamadık zaten. O yüzden ikisinin dinamiğine hiç girmiyorum, resmen onların aşklarından mahrum kaldık! Akıl alır gibi değil. Maça gerçekten güzel yazılmış bir karakterdi, ısındım da ama o da biraz uzak kaldı sanki. Ya genel olarak tüm karakterlerle duygusal anlamda bağ kurmakta, bu kitapta biraz zorlandım. Biliyorum fantastik ve macera ağırlıklı ilerliyor ve dram öncelikli değil ama sizce de arkadaşlık hikayesi olmasına rağmen bu duygular geri planda kalmamış mı? Bir de Marlo'nun bu kadar büyük ve nadir bir gücü varsa -sonuçta diğer feylerde bulunmuyor- bu neden bize daha ihtişamlı gösterilmedi? Tamam korsanlar arasında neredeyse savaş çıktığında Marlo, Maça'yı korumak için kanatlarını açtı, gücünü kullandı falan da bu bana yeterli gelmedi. Adam tehdit altında kalmamak için onca zaman gücünü saklıyor ve bir gece birden gücünü açığa çıkarıyor ama kimse şaşırmıyor, tepki bile vermiyor. Çok üzgünüm bu kısım bende oturmadı. Marlo'nun gücü öğrenildiğinde dış yorum yetersizdi. Hatta bu yüzden, öncesinde diğer karakterler öğrendiler de ben mi kaçırdım deyip geri sayfaları bile karıştırdım ama hayır. Marliyen karakterinin bu hikayede iyi yazıldığını düşünmüyorum. Yeni karakterleri sevsem de öncekiler tamamen eksilmişti ve ben onların yerlerini, diğerleriyle dolduramadım. Ayrıca Nos'tan aldığı Kuutamo'yu Eira'nın her daim koruması güzeldi. Böyle ufak detaylarda da Eira'nın, Nos'a verdiği değeri hatırladık ancak dediğim gibi ben bu ilişki kırıntılarından daha fazlasını beklerdim. Kitabı gerçekten sevdim. Olay örgüsü, dil ve anlatım, betimlemeler şahaneydi. Lakin karakterler bende bu hikayeyi eksik hissettirdi. Bağ kuramadım. Yine de seriye kesinlikle devam edeceğim ve en kısa zamanda üçüncü kitabı da okuyacağım. Tavsiye ediyorum. Umarım Nos ve Zaina bu sefer hakkıyla dahil olur ve Marlo da kendini toparlar. Eira'ya sözüm yok, gümüş gözlü kızım zaten çok güzel yazılmış :) Tüm güzelliklerine ve eksiklerine rağmen ben bu hikaye için Damla'ya teşekkür ediyorum çünkü her şeyden önce bu eser onun emekleri sayesinde var oldu ve bize ulaştı. Çabaları ve uykusuz geceleri takdir edilesi. Yazarlık yolunda ona da başarılar diliyorum. Asla pes etmesin, yol ondan yana olsun! Yol hepimizden yana olsun!
1000Kitap
Gümüş Yürek 2D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2024871 okunma
·
96 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Evet ya Nos nasıl ve niye geri dönmedi hâlâ anlamış değilim. Biz bu kadar yolu boşuna mı gittik. Bu kadar çaba sarfettik ve elimizde hiç bir şey yok. O kısım hiç tatmin etmedi. Biz bu dördünü birlikte ilk kitapta bile çok göremedik. Bu bir arkadaşlık öyküsüyse bunlar niye ayrı gayrı..
Cherry
Gönderi Sahibi
srt Değil mi? Bir de kitap boyunca bir macera, amaç, hedef okuyoruz ama o hedefe ulaşılamıyor. Bir nebze diziyi uzatmak için olayları sonuca bağlamayan Türk senaristlerini hatırlattı bana. Hani varış noktası belli ama o yol hiç bitmiyor, üçüncü kitaba konu çıkmaz kaygısıyla Nos problemi oraya da sıçratılmış gibi geldi. Damla'yı cidden severim ama ikinci kitapta Nos'un kurtarılamaması bende bu hissi uyandırdı. İkinci kitabın konusu vs. hep Nos'u kurtarma üzerineydi ve sonunda Nos kurtulmalıydı. Üçüncü kitap yine olurdu ama farklı bir maceraya atılırlardı, önceki meseleler tamamlanırdı.