Horace McCoy’un 1935 tarihli kült eseri "Atları da Vururlar", Büyük Buhran’ın pençesindeki 1930’lar Amerika’sında geçen, sistem eleştirisi dozu yüksek ve sarsıcı bir romandır.
1929 ekonomik krizinin ardından işsizlik ve açlıkla boğuşan halk, çaresizlik içinde "dans maratonu" adı verilen etkinliklere yönelir. Bu yarışmalar; katılımcılara geçici bir barınma ve yemek imkânı sunarken, kazananlara ise hayatlarını değiştirecek büyük ödüller vadeder. Ancak bu parıltılı vaadin arkasında, insanların günlerce uyumadan dans etmek zorunda kaldığı, fiziksel ve psikolojik sınırların yok sayıldığı insanlık dışı bir sömürü düzeni yatmaktadır.
Roman, güç odaklarının ve medyanın, yoksul halkın sorgulama yetisini uyuşturmak için bu trajediyi nasıl bir eğlenceye dönüştürdüğünü gözler önüne serer. Yarışmacılar, tıpkı modern çağın gladyatörleri gibi, seyircilerin keyfi için ruhsal ve bedensel bütünlüklerini feda ederler.
Yazar Horace McCoy, herhangi bir estetik kaygı gütmeden hayatı en çıplak ve acımasız haliyle betimler. Tesadüfen bir araya gelip bu maratona katılan karakterlerin derin umutsuzluğu, yazarın yalın ve doğrudan anlatımıyla birleşince, okuyucunun zihnine kazınan bir gerçekliğe dönüşür.
#atlarıdavururlar , 1930’ların toplumsal trajedisini sadece bir ekonomik kriz olarak değil; gücün yoksulluğu nasıl bir pazarlama aracına dönüştürdüğünü ve "insanın insanı avladığı" bir düzeni sorgulayan sert bir başyapıttır.