Kitap, kronoloji takip etmeyen yedi öyküden oluşmasına rağmen oldukça akıcı ilerliyor ve adeta modern bir halk hikâyeleri derlemesi hissi veriyor. Her öykünün kendine ait bir kıssadan hissesi, şaşırtıcı twistleri ve merak uyandıran yapısı olması da okumasını oldukça keyifli hâle getiriyor.
Serinin üçüncü kitaptan itibaren bir sagaya dönüşeceğini bilmek de bu ilk kitaba daha farklı bir anlam katıyor.
Andrzej Sapkowski bu kitapta hem evrenini hem de karakterlerini yavaş yavaş tanıtıyor; bizi de Witcher evrenine bir güzel dahil ediyor. Ayrıca Yennefer ve Dandelion gibi karakterlerin de Geralt ile olan başlangıç noktalarını okuyoruz, ki oralarda da güzel dinamikler bulunuyor.
Ana karakterimiz Geralt'ı ise şehirlerde barınamayan ama şehirlilerin isteğiyle yine o şehirlerde istenmeyen canavarları mecbur kaldığında öldüren bir canavar olarak çok güzel bir çelişki içerisinde tanıyoruz.