Selamlar, bu haftaki iş yoğunluğumdan kendime ne kadar fırsat yaratsam kitabıma koşuyordum ve bu sabah son sayfayı çevirirken karmakarışık duygulardaydım..
1960 ‘lı yılların başındayız. Kızılderili bir aile mevsimlik işçi olarak tarlalarla çalışıp yaban mersini toplamak için yine bir aradaydı.
O döneme ait en üzücü anı 7 kişilik bu ailenin en küçük kızları Ruthie’nin bir anda ortadan kaybolması ve çevre polisinin dahi onlar göçebe takıldığı için konu ile hiç ilgilenmemesiydi. Aile günlerce o küçük kızı aramaya devam etti ve sonuç ne yazık ki hüsrandı..
Birkaç yıl sonra bir kavga esnasında bir başka evlatlarını daha yitirdiklerinde artık geride acı bir yaradan başka birşey kalmamıştı...
Kitap yaklaşık 50 yıllık bir dönemi ailenin kayıp en küçük kızı Ruthie ve en küçük erkek çocuk Joe’nin gözlemleriyle anlatır.
Finaline kadar dram yüklü geçmiş ve son sayfasında bir zamanlar ait olduğunu bilmediği ama hep sevdiği insanlarla bir araya gelen kayıp bir kadının hayatına bizleri tanık eder.
Okurken sakinleştim, bazen kızdım ve çok öfkelendim.
Haksızlığa, ayrımcılığa asla gelemeyen tarafım ağır bastığında sayfaları çevirmek yıkıcı hissettirse de iyi ki okudum..