Gönderi

10/10
·400 syf.··
2026 46. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 18:00
Selamlarrr Bugün sizlere çok övülen bir serinin ilk kitabıyla geldim. Uzun zamandır bu kadar ağır ve derin bir fantastik okumadığım için mi bana ağır geldi bilmiyorum. Ama özellikle kurgunun içine girdikten sonra sayfalar o kadar hayranlık uyandırdı ki ben de kitaba aşık oldum diyebilirim. Ama çok net bir şekilde diyorum kesinlikle kitabı okumak için boş bir vaktiniz olmalı. Öyle alelade okuyup geçebileceğim bir fantastik diye düşünmeyin kitabı. Özellikle kitabın ilk yarısını geçtikten sonra olaylar başladığında nereye düştüm ben, ne oluyor, sonumuz nasıl olacak diye düşünmeden duramıyorsunuz. Şimdi ufacık konusuna değinecek olursam birazcık karmaşık gelebilir anlatış şeklimden lütfen mazur görün. Kiii olabildiğince toparlamaya çalışacağım. İnsanların doğayı katletmesinin üzerine karşılığında doğanın ceza vermesiyle bütün bir dünya sular altında kalır. Ve birinci dünya devri burada sona ererken ikinci dünyanın insanları hala bu hezimeti yaşamak durumundadırlar. Hatta öyle bir kast sistemine ayrılırlar ki; Kayalılar, Gezginler ve Ark'lılar olarak üç zümre.. İçlerinde en kötü yaşantıya sahip olan kesinlikle Kayalılar. Yaşadıkları yerlerde ne bir yiyecek, ne insanlık, ne saygı hiçbir şey kalmamış umut denilen şey çürümüş ve onlardan kısaca bir bok çukurunun içinde yaşamaları beklenilmektedir. Hatta öyle ki içlerinde sağlıklı çocuklar doğuranlara fazladan yiyecekler verilip, çocuklarına el bile konulmaktadır. Kayalılardan çıkan bizim iki ana karakterlerimizden olan; Lunulata ve Arm' ı tanıyoruz ilk olarak. Arm çok yakışıklı bir erkek olmasına rağmen elinin eksik olarak doğması onu çürük olarak nitelendiriyor. Lunu ise ufak tefek güçsüz cılız olarak göründüğü için çürük olarak görünüyor. Ama özellikle Lunu da inanılmaz bir zeka, inanılmaz bir ışık mevcut. Asla elindekiyle yetinmek istemiyor başka hayatlara yelken açmak istiyor. Ve bunun için de aslında bir yolu olduğunu öğreniyoruz biz. Aylar öncesinden Lunu'ya başka bir kara parçasının olduğu bilgisi veriliyor. Ve kızımız Arm' ı da peşine takarak zorlu bir maceraya atılıyor. Diğer tarafta ise bir Ark gemisine konuk oluyoruz. Ve bizi bir Ark askeri olan çarpıcı güzelliği olduğu kadar yetenekli de olan Dante karşılıyor. Benim en sevdiğim karakter olabilir duruşunu, bakış açısını, gücünü çok sevdim. Aynı gemide bir de mahkumumuz mevcut; Beau. Beau ise, oldukça eğlenceli, hayatın iyi yönünü gören, birazcık da gevşek bir karakter. Ben özellikle Dante ile arasındaki çekimi çok sevdim. Ama ne yalan söyleyeyim kitabın isminin bu karakterden gelebileceğini hiç düşünmemiştim. Özellikle kitabın sonunda öyle bir ters köşe yaşadım ki şok oldum, hiç beklemiyordum ve çok kırgınım. (ben bu kadar kırıldıysam Dante'yi düşünemiyorum bile ) keza yine bu sefer de bakışımız, yönümüz gezginlerden yani korsanlardan olan bir karaktere çevriliyor; Hodbin. Tam bir kurnaz, çıkarcı ve bencil bir karakter. (Aslında karakterler içinde en az sevdiğim Hodbin olacaktı ama sonradan ondaki gelişimi gördükçe onu da sevmeye başladım. Özellikle pişmanlık dolu bir kayıptan sonra Hodbin'in çok değişeceğini umuyorum ben. ) velhasıl bu beş karakter aynı geminin içerisinde yeni karayı bulmaya bir yolculuğa çıkarlar. Ama bu yolculuk hiç de düşünüldüğü kadar kolay olmayacaktır. Çünkü bu kara bütün insanlardan gizlenmektedir. Yöneticiler yeni bir umut doğurulmasını istemedikleri için hep yok sayılmıştır. Özellikle kitabın sonlarına doğru o fırtına, karmaşa ve ihanetler o kadar yoğun bir biçimde aktarılmıştı ki ben heyecandan yerimde duramadım. Kitap ilerledikçe ne kadar çok ihanet zümresini hissetsek de aynı zamanda karakterlerimiz için empati duygusu da çok yükselmeye başlamıştı bana göre. Ve ben yazarın karakterlere yaşattığı bu gelişimi çok sevdim. En kısa zamanda serinin ikinci kitabını okuyacağım. Çünkü inanılmaz kritik bir noktada bitti. Hiç beklemediğim bir sonla bitti. Zaten yazar kitapta o kadar güzel ters köşelere vurgu yapmış ki bende hayranlık uyandırdı. Ama dediğim gibi kitabın girişi birazcık sabır istiyor. Çünkü gerçekten yoğun bir kurguya adım attığınızı hissediyorsunuz, cümleler ve evren çok ağır. Ama kurgu adım adım çok kaliteli bir şekilde işlenmiş. Bayıla bayıla okudum. Kesinlikle yazarın kaleminin çok çok daha değer görmesini isterim, enfes bir kurgu çıkarmış ortaya. Romantiklikten ziyade daha fazla fantastik okumak istediğiniz kurguları seviyorsanız şans verebilirsiniz. İlgisini Çekenlere Şimdiden Keyifli Okumalar Dilerim
Hainin Mührü 1Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2025425 okunma
·
69 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.