·194 syf.····Okunma: 05 Mayıs 2026 00:00 Kitabın isminden hareketle daha çarpıcı ve daha motive edici bir içerik bekleyebilirsiniz. Yani okumaya, kendinizi iyilerden varsayarak; “Evet, yalnız değilim, benim gibi iyiler de var herhalde yeryüzünde. Bakalım başka kimler bunlar?” gibi bir hisle başlamayın. Benim için kitabın ismi böyle bir çağrışım yaptı. Yani iyilerin yalnız olmadığı, iyi örneklerin aslında görünenden daha çok olduğu; “İnanmıyorsanız buyurun bakın, yalnız değilsiniz.” gibi bir mana bekledim ama neyse.
Kitapta iyilik kavramı, yani Kur’anî tabirle “birr” kavramı, Bakara Suresi 177. ayet temel alınarak detaylandırılmaya çalışılmış: “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmenizden ibaret değildir. Asıl iyilik; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyene ve kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta, savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar doğru olanlardır. İşte bunlar Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.”
Fakat genel anlamda her şeyden biraz biraz, hiçbir şeyden tam değil gibi bir kitap olmuş. Bana kalırsa bu ayeti saf hâliyle okuyup üzerinde bir miktar tefekkür etmek, kitaptan alacağınız verimi sağlar. Giriş kısmında ahlak kavramı açıklanmaya çalışılmış fakat hocamız, vaize olması hasebiyle sanırım meselelere çok kürsü tadında değinmiş. Elbette bunun da bir karşılığı vardır fakat ben bir noktadan sonra yoruldum.
Ahlak kavramıyla meselenin temelini attığı 9 sayfalık kısım çok tatmin edici bir açıklama gücüne sahip değil. Şöyle ki insanlar iki türlü fikirsel tatmin yaşarlar zannımca. Birinci grup, yaşanan somut olayların edebî bir dille aktarılması neticesinde kendine bir pay çıkararak “Ben de böyle olmalıyım.” der ve ikna olur. Bu tatmin daha çok hissî bir şeydir. İkinci grup ise felsefî, akademik gücü olan, ilmî seviyesi yüksek metinleri okur ve zihinsel olarak ikna olur. Doğrusu sadece giriş kısmında değil, kitabın genelinde de bu iki grup insanı etkileyecek bir seviye bulduğumu söyleyemem.
Kitap net bir şema üzerine oturtulmuş da değil. Yani bitirdiğinizde bir giriş, bir gelişme, bir sonuç var gibi hissetmiyorsunuz. Kitaba ismini veren “İyiler Yalnız Değildir” yazısında anladığım kadarıyla meleklerin iyilerle beraber olduğu, daha doğrusu iyileri gözettiği vurgulanmış. Böyle düşündüğümüzde kötüler de yalnız değil. Eğer mesele “Melekler bizi görüyor, bu yüzden iyilerden olalım.” düşüncesiyse bana pek etkileyici gelmedi. Çünkü bizi Allah’ın görüyor olması, yani vurgunun Allah üzerinden yapılması daha etkileyici olabilirdi.
Derkenar yazılarının niçin kitaba eklendiğini anlayamadım. Örneğin yaklaşık yirmi sayfalık “Bir Ölümün Hatırlattıkları” kısmında yazarımızın vermek istediği temel mesajı, ana fikri gerçekten anlamadım. Yani hissettiklerinize saygı duyuyorum fakat bu hislerinizi okumamı neden istediniz? Evet, her ölümün verdiği farklı mesajlar, farklı duygular var. “Siz de öleceksiniz, insanların zihninde bıraktığınız izlere dikkat edin.” gibi bir anlam çıkardım ama yani işte.
Mesela yine derkenar olarak yazılmış “İstiyorum” başlıklı yazıda, “Kahvenizi nasıl istersiniz?” gibi basit ve bir o kadar sıradan bir soruda bile “Farketmez”, “Ben herkese uyarım.” diyerek sıyrılıverirler istemekten ve karar mercii olmaktan.” gibi anlamsız bir çıkış okuduğumda “Tamam da hocam, ne alaka?” demekten alamadım kendimi. İnsanların rahatsızlık vermemek, zahmet ettirmemek gibi bir isteği de olabilir ki muhtemelen yüzde doksan oranında böyledir.
Yazarımızın şahsına yöneltilmiş bir eleştiri değil bu fakat benim için kitap, yazarın sayfa 45’te dediği gibi; “Bir paragrafında iki üç çelişki yakaladığımız ve sayfalarca okuyup ıkına sıkına bir cümlelik anlam çıkarabildiğimiz yazılardan”dı. Hiç mi güzel şeyler yoktu? Elbette vardı fakat aradan cımbızla seçtiğimiz bazı cümlelerden ibaretti, en azından benim için. Belki başkaları için farklı anlamları olabilir ama “İyiler Yalnız Değildir” gibi iddialı bir başlık için bence sıkıcıydı.