8/10
·559 syf.··
2026 31. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 16:28
Victor Hugo’nun anlatımı o kadar güçlü ki, okurken yalnızca karakterleri değil; dönemin sokaklarını, kalabalığını, yargılayıcı insanlarını ve katedralin gölgesini bile hissediyorsunuz. Bazen olaylardan çok duyguların ağırlığı öne çıkıyor. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, insanların dış görünüşe göre ne kadar hızlı hüküm verebildiğinin çok gerçekçi anlatılmasıydı. Victor Hugo, toplumun ‘güzel’, ‘çirkin’, ‘iyi’ ve ‘kötü’ kavramlarını sorgulatıyor. Özellikle bazı karakterlerin iç dünyası düşündüğünüzden çok daha karmaşık. Kimse tamamen masum ya da tamamen kötü gibi yazılmamış; bu da hikâyeyi daha gerçek hissettiriyor. Romanın dili yer yer uzun tasvirler içeriyor ama bu tasvirler bile hikâyenin ruhuna hizmet ediyor. Notre Dame Katedrali sadece bir mekân değil, sanki yaşayan bir karakter gibi. Kitap boyunca üzerinizde eski, melankolik ve biraz da kasvetli bir his bırakıyor. En etkileyici tarafı ise, sevginin farklı biçimlerini göstermesi oldu. Sahip olmak isteyen sevgiyle, gerçekten korumak isteyen sevgi arasındaki fark çok güçlü hissettiriliyor. Bazı karakterlere kızsanız bile neden öyle olduklarını anlamaya çalışıyorsunuz. Bu kitap bittiğinde insanda büyük olaylardan çok derin bir hüzün kalıyor. Bence yıllardır unutulmamasının nedeni de bu: sadece bir hikâye anlatmıyor, insanın önyargılarıyla yüzleşmesini sağlıyor. "Aşk bir ağaç gibidir: Kendiliğinden yetişir, kökleriyle tüm benliğimizin derinliklerini sarar ve yıkıntı halindeki bir yürekte yeşermeye devam eder."
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
·
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.