Bugün sizlere nostaljik bir polisiye kurgusuyla geldim. Serap Tiryaki ’nin kaleme aldığı “Camlı Teras”, okuyucuyu 1966 yılının İstanbul’una davet eden, nostaljik dokusuyla dikkat çeken son derece sürükleyici bir dönem polisiyesi. Yazarın ilk romanı olmasına rağmen, dilinin akıcılığı ve kurgunun temposu sayesinde sayfalar ellerinizin arasından kayıp gidiyor. Ancak kapağındaki o cıvıl cıvıl sarı ton aldatıcı olmasın; çünkü hikaye bizi oldukça karanlık, gizemli ve ürpertici bir suç dosyasının tam ortasına bırakıyor.
Olaylar, bir küvetin içinde nihayete eren oldukça sarsıcı bir cinayet ihbarıyla başlıyor. Davayı üstlenen Ali Başkomiser ve yardımcısı Kürşat Komiser, olay yerine ulaştıklarında deneyimli adli tabip Sadi Yaver Bey’in bile kanını donduracak cinsten kasvetli bir manzarayla karşılaşıyorlar. Üstelik bu gizemli soruşturma henüz çözülmeden, üst üste gelen yeni vakalar kurguyu iyice içinden çıkılmaz bir kördüğüme dönüştürüyor. Tam da bu karanlık atmosferin ve tehlikeli soruşturmanın ortasında, Ali Başkomiser’in hipodromda karşılaştığı Sofia isimli gizemli kadına aşık olmasıyla hikayeye tutkulu bir yön ekleniyor.
Kitabın en başarılı tarafı, tezatlıkları çok iyi harmanlaması. Bir tarafta ihanetler, sırlar ve her adımda yön değiştiren gerilim dolu ters köşe bir kurgu akarken; diğer tarafta şüpheyle sınanan, imkansızlıklar içindeki bir aşkın nahif hikayesini izliyorsunuz. Okurken sürekli “Katil kim?” sorusunun peşinden gidiyor, en yakın karakterlerin bile güvenilirliğini sorguluyorsunuz. Merak duygusunu son ana kadar diri tutan, Yeşilçam filmleri tadında ama bir o kadar da tüyler ürperten bir gizem sunan bu eser için yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
Camlı TerasSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202472 okunma