Yudum yudum içilen ağır ama asil bir dile sahip, dostluk, sadakat, kıskançlık, kader ve ihanet gibi soyut kavramları çok somut ve şiirsel bir dille anlatan, atmosferi oldukça ağır, hüzünlü ve kasvetli kitabımız kısaca zamanın ve sessizliğin gücünü işleyen bir olay örgüsünden ziyade psikolojik bir monolog, felsefi bir yüzleşme olarak adlandırılabilir....
İnce hacmi bir çırpıda bitirilebilecek bir kitap olduğu hissi versede öyle ağırbaşlı, hüzünlü ve felsefi bir dille yazılmış ve kelimeleri öyle güzel adeta bir kuyumcu hassasiyeti ile seçilmiş ki adı gibi adeta bir mumum yanma hızında yavaş yavaş ilerliyor ve okur kendisini 41 yıllık bir sessizliğe sahip derin bir hesaplaşmanın ve geçmişin hikayesi içinde buluyor. Satırlarda sıradan bir olay bile anlatılırken arkasında derin bir felsefi altyapının olması insanı resmen büyülüyor....
Çok beğendim. Tavsiye eder herkese keyifli okumalar dilerim....