Başlangıçlar Kitabı, daha ilk sayfalardan itibaren bana sıcak bir kahve eşliğinde anlatılan samimi bir hikâye hissi verdi. Jo’nun geçmişinden kaçıp Londra’daki küçük bir kırtasiye dükkânında yeni bir hayat kurmaya çalışması, aslında hepimizin hayatında bir yerde hissettiği yeniden başlama duygusuna dokunuyor. Özellikle kırtasiye detayları, rengârenk defterler ve dükkân atmosferi kitabın en keyifli yanlarından biriydi. Okurken kendimi o dükkânda dolaşıyormuş gibi hissettim.
Karakterlerin birbirinden farklı hayat hikâyeleri olması kitabı daha da ilgi çekici hâle getiriyor. Bir rahibe, yaşlı bir adam ve Jo’nun yollarının kesişmesi ilk başta sade görünse de zamanla derinleşen duygusal bir hikâyeye dönüşüyor. Kitap çok büyük olaylarla ilerlemiyor, daha çok insan ilişkileri, dostluk, kaybolmuşluk hissi ve yeniden umut bulma üzerine kurulu. Bu yüzden temposu bazı yerlerde yavaş gelebilir ama bence hikâyenin huzurlu havasına da bu sakin anlatım yakışmış.
Sally Page’in kalemi oldukça akıcı ve içten. Karakterlerin duygularını abartmadan ama hissettirerek anlatıyor. Özellikle küçük detaylarla sıcak bir atmosfer kurma konusunda çok başarılı buldum. Dram ve umut dengesi güzel ayarlanmış. Ne tamamen karamsar ne de fazla tozpembe bir hikâye. İçinizi yormadan, sakin ama anlamlı bir okuma deneyimi sunuyor.
Eğer dostluk, ikinci şanslar ve insanın kendini yeniden bulma hikâyelerini seviyorsanız Başlangıçlar Kitabı tam o hissi veren, sıcacık bir roman diyebilirim.