"Başka hayatlar, başka karanlıklar, başka gerçeklikler…"
Karakambur benim için tam da böyle bir okuma deneyimiydi. Dili kullanışına hayran kaldığım Ömer İzgeç’ten okuduğum ikinci kitap oldu ve yine aynı düşünceyi hissettirdi: Edebiyat gerçekten de böyle bir şey.
Fantastik esintilerin yoğun olduğu bu öykülerde tekinsizlik, folklor, masalsı karanlık ve insan ruhunun kuytu tarafları iç içe geçiyor. Yazarın atmosfer kurma biçimi öyle güçlü ki, bazen bir köy sessizliği, bazen karanlık bir orman, bazen de açıklanamayan bir his bütün öykünün ağırlığını taşıyor.
En çok da kitabın o özgün tınısını sevdim. Her öykü sanki tanıdık ama aynı zamanda tamamen yabancı bir düş gibi ilerliyor. Açıklamaktan çok sezdiren anlatımı ve şiirsel dili sayesinde okurken yalnızca hikâye okumuyorsunuz; kitabın içine çekiliyorsunuz.
Velhasıl Karakambur, modern masalla esrarengiz ezgiler arasında dolaşan, edebi gücü çok yüksek, unutulması zor olacak bir kitap oldu benim için.
Edebiyat budur demek için yazarın kalemini siz de mutlaka tanıyın derim.