·162 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Mayıs 2026 13:27 Bence tam anlamıyla “rahatsız edici şekilde sürükleyici” bir kitap. Daha ilk sayfalardan itibaren olayların karanlığı insanı içine çekiyor ama kitap bunu klasik polisiye gibi değil, psikolojik bir gerilim havasıyla yapıyor. En ilginç tarafı da bir seri katilin zihninin içinde dolaşırken aynı anda ona bağlanıyor olmamız. Normalde yaptıklarını onaylamaman gerekirken Lana’nın öfkesi, soğukkanlılığı ve zekâsı yüzünden kendini onu desteklerken buluyorsun.
Ama kitapla ilgili en büyük eksik bence de Lana’nın geçmişinin yeterince derin verilmemesiydi. Evet, başına korkunç şeyler geldiğini hissediyoruz, erkeklere olan nefretinin ve intikam arzusunun nedenini anlıyoruz ama o “duygusal kırılma” tam geçmiyor okuyucuya. Dövüşmeyi nasıl öğrendiği, yıllarca kendini nasıl hazırladığı, zihinsel olarak nasıl bu noktaya geldiği daha detaylı işlenseydi Lana’nın yaptıkları çok daha sarsıcı olabilirdi. Şu an biraz “efsane kadın seri katil” havası var ama o dönüşümün acısını tam yaşamıyoruz. Yine de bunun seri boyunca açılacağı çok belli.
Logan tarafıysa kitabın en güçlü yanlarından biri olabilir. Çünkü kötü yazılmış erkek karakter görmek gerçekten yoruyor ama Logan hem işinde iyi hem de Lana’ya yaklaşımında aşırı dengeli bir karakterdi. Özellikle onun bakış açısından okunan FBI ve dava sahneleri çok keyifliydi. Lana’ya duyduğu güven bazen insanı çıldırtacak seviyeye geliyor çünkü adam burnunun dibindeki gerçeği göremiyor ama bunu kör bir aptallık gibi değil de gerçekten aşık olmasıyla veriyor yazar. Bu yüzden ilişkileri bana da aşırı hızlı gelmedi. İkisi de uzun zamandır “normal” bir şey hissetmeyen insanlar ve o çekim direkt geçiyor okuyucuya.
Kitabın en iyi yaptığı şeylerden biri de şu: sürekli bir gerilim hissi yaratıyor. Çünkü bir tarafta katili yakalamaya çalışan FBI ajanı var, diğer tarafta da onunla aynı yatağa giren seri katil. Her sahnede “acaba şimdi anlayacak mı?” hissi oluşuyor. Bu da kitabı aşırı akıcı yapıyor. Zaten kısa olmasına rağmen bir oturuşta bitmelik olmasının sebebi de bu.
Lana karakterine gelirsek… gerçekten etkileyici yazılmış. Güçlü kadın karakter yazacağız diye sürekli sadece “sert konuşan kadın” yazılan bir dönemde Lana gerçekten zeki, kontrollü ve manipülatif bir karakter. En korkutucu tarafı da öfkesini bağırarak değil sakin kalarak göstermesi. O yüzden sahneleri çok vurucu hissettiriyor. Ama aynı zamanda içinde hâlâ kırılmış o genç kızın izlerini görmek de karakteri daha etkileyici yapıyor.
Final kısmı ise tam bir “devam kitabını hemen okutma” finaliydi. Bazı soru işaretleri özellikle bırakılmış belli ama merakı diri tutmayı başarıyor. Genel olarak bakınca eksikleri olsa bile atmosferi, karakter dinamikleri ve karanlık yapısıyla bağımlılık yapan bir seri başlangıcıydı bence. Özellikle dark romance, seri katil psikolojisi ve FBI/profilci olaylarını sevenler için tam o kaotik “bir sonraki bölümü açmadan duramıyorum” hissini veriyor.