·258 syf.····Okunma: 17 Mayıs 2026 16:46 Kötü insanlar yaşlı ve çirkin olarak kodlanıyor ise iyi insanlar genç ve güzel olarak kodlanması pekala mümkündür. Dorian da güzelliğiyle nam salmıştır, onu görenler onun güzelliğine adeta tapma derecesinde hayranlık duyar. Bu güzelliğe sahip birinin asla kötü olamayacağı sanki ezelden sarsılmaz bir kanun gibi kabul edilir.
Basil, Dorian için, vicdanın sesi öyle ki yaptığı portre de aynı görevi yapacaktır; Harry ise vicdanını susturan biridir. Harry karakteri çok ilginçti yer yer çok mantıklı konuşsa da çoğu felsefesine katılmak mümkün değil. Harry bir aforizma uğruna herkesi kurban edebilir.
Kitabın asıl vermek istediği mesaj hedonizmin insan hayatı üzerindeki etkisi gibi hissettim. Harry ve Dorian hedonizmin vücut bulmuş halleri gibi. Kitap hedonizmi hem büyüleyen hem de teşhir eden bir metin.
Henry çekici fikirlere sahip ve Dorian ı çokça etkiler. Ama Henry sadece fikirleri vardır bu fikirleri gerçekten yaşıyor mudur göremiyoruz. Bence Lord Henry için tartışılması gereken” gerçekten inandığı şeyi yaşayan biri mi, yoksa insanları fikirleriyle manipüle eden estetik bir nihilist mi” olmalıdır. Harry adeta fikirlerini yaşamayıp sadece başkalarının hayatında test eden biri gibi. Etkiliyor ama hayatında uygulamıyor.
Dorian portreyi günü gününe yazdığı bir günlüğe benzetir syf176
Syf 179 da yer alan Dorian Basil ile konuşması özet mahiyetinde (spoiler içerir)
“Seninle yıllar önce ben gencecik bir delikanlıyken tanıştım, bana iltifatlar yağdırdın, bana güzelliğimle kibirlenmeyi öğrettin. Bir gün beni gençliğin ne denli mucizevi bir şey olduğunu anlatan bir arkadaşınla (Lord Harry i kastediyor) tanıştırdın. Sonra güzelliğimin mucizesini gözlerimin önüne seren o portreyi yaptın. Pişman olup olmadığıma karar veremediğim o delilik anında bir dilekte bulundum” der.
O dileği de “kendisi genç kalsaydı da tablo yaşlansaydı, kendi güzelliğine leke sürülmeseydi de, tüm arzu ve günahlarının yükünü tablodaki yüz taşısaydı, kendisi o yaşın verdiği güzelliği ve nazlı tazeliğini korusaydı da yılların acıları, çileleri şu resimdeki yüze mühürlenseydi.” idir.
Basil Dorian’a “Bana resmi yok ettiğini söylemiştin.” der. Dorian da “Yalan söyledim. Resim beni yok etti.” diye karşılık verir.
Basil:” O resimde kötüye dair, utanılması gereken hiçbir şey yoktu. Sen benim gözümde bir daha asla rastlayamacağım türden bir idealdin. Şu karşımdakiyse şehvet düşkünü bir iblisin yüzü.”
Dorian:”Benim ruhum böyle bir yüze sahip işte.”
Basil:”Aman tanrım! Nasıl bir şeye tapmışım ben meğer. Şu şeytani gözlere bak.”
Dorian: “Cennet de cehennem de içimizde Basil.”
Bu da yine gelişen durumları çok güzel özetler. Ve nihayetinde hayatının mahvolmasına sebep olan o portreyi yapan arkadaşını öldürür ve bu biraz içini o an için rahatlatır. Yalnız bu günah asla peşini bırakmayacaktır.
Daha sonra da Dorian hem günaha bulanacak hem de yüzü hiç yaşlanmayacağı için hakkında “güzel bir yüz için ruhunu şeytana satttığı” yönünde dedikodu çıkacaktır.
Eserde çokça Shakespeare’nin tragedyalarındaki karakaterlere değinilmiş bu da Oscar Wilde’ın Shakespeare’den nasıl etkilendiğini gösterir. Yazar belki de Dorian’ı tragedyalardaki karakterlerden etkileri barındıran biri olarak bize çizer. Misal Macbeth gibi suç sonrası vicdani çözülmeyi, Hamlet gibi içsel bölünmeyi, Othello gibi tutkunun yıkıcılığını yahut Faust gibi ruh karşılığında arzuyu temsil ediyordur.
Kitapta çok vurucu bir alıntı: “İnsanın hakkaniyetli bir Tanrı’ya ettiği dua “Günahlarımızı bağışla,” değil de “ Yaptığımız kötülükler için bizi cezalandır,” olmalıydı.” Öyle ki portre ertelenmiş bir bedel olarak Dorian ın çürümesine son verecektir. Muazzam bir bitiş.
Son olarak kitabın önsözünde yazarın sanata dair sözleri özdeyiş gibi yer alır. Bununla birlikte şu çıkarımı yapabiliriz; sanat, hakikati ortaya çıkaran araçtır.