"Ruhum ezelden mühürlüdür ruhuna."
9/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 16:36
❝𝗦𝗮𝗻𝗮 𝗯𝗲𝗻𝗶 𝘂𝗻𝘂𝘁 𝗱𝗲𝗺𝗲𝘆𝗲𝗰𝗲ğ𝗶𝗺, çü𝗻𝗸ü 𝗯𝗲𝗻 𝘀𝗲𝗻𝗶 𝘂𝗻𝘂𝘁𝗺𝗮𝘇𝗱ı𝗺.❞ **** ❝𝗢 𝗸𝗮𝗱𝗮𝗿 ş𝗲𝘆 𝘆𝗮ş𝗮𝗺ış𝘀ı𝗻, 𝗼 𝗸𝗮𝗱𝗮𝗿 ç𝗼𝗸 ş𝗲𝘆 𝗵𝗶𝘀𝘀𝗲𝘁𝗺𝗶ş 𝘃𝗲 𝗵𝗲𝗿 𝘀𝗮𝘃𝗮ş𝘁𝗮𝗻 𝗯𝗲l𝗶n 𝗯ü𝗸ü𝗹𝗺𝗲𝗱𝗲𝗻 g𝗮𝗹𝗶𝗽 çı𝗸𝗺ış𝘀ı𝗻 𝗯𝗶𝗿 𝗮𝗱𝗮𝗺ı𝗻 𝘀𝗮𝗱𝗲𝗰𝗲 𝘆𝗼𝗸𝗹𝘂ğ𝘂 𝗯𝗶𝗹𝗲 𝗮𝗹𝗻ı𝗻ı 𝘆𝗲𝗿𝗲 𝘃𝘂𝗿𝗮𝗻𝗮 𝗸𝗮𝗱𝗮𝗿 𝗯𝗮şı𝗻ı ö𝗻ü𝗻𝗲 𝗲ğ𝗺𝗲𝗻𝗲 𝘆𝗲𝘁𝗶𝘆𝗼𝗿. 𝗡𝗲 𝘁𝘂𝗵𝗮𝗳 𝗱𝗲ğ𝗶𝗹 𝗺𝗶?❞ ━━━━━━━ Uyarı: Bu inceleme yoğun spoiler içerir! Serinin diğer kitaplarını okumadan lütfen okumayın. (Biraz da karışık olabilir) Uzun zamandır bir kitap okurken bu kadar çok ağladığımı hatırlamıyorum. Genelde duygusal kitaplarda ağlarım ama bu sefer neredeyse her sayfasında gözyaşlarımı tutamadım. Mahinev’in yaşadığı gelgitleri, kayıplarını ve o ağır yükü içimde hissettim. Yazar bunu gerçekten çok iyi aktarmış Mahzar’ın ölümüne çok üzüldüm. Yazar kayıpları ve sonrasındaki duyguları çok iyi yansıtıyor; gerçekten hissettiriyor. Ama bütün bu kaybın sorumluluğunun tek başına Mahinev’e yüklenmesini hâlâ kabul edemiyorum. Mahinev’in kardeşlerinin bu kadar bencil olmasını kabullenemedim. Sanki sadece onların kaybı varmış gibi davranmaları beni çok sinirlendirdi. Tamam, onları da bir yere kadar anlıyorum ama dünyayı kurtarma işini neden Mahinev’in omuzlarına yükledik, onu hiç anlamadım. Bırakın kız yasını yaşasın, dünya yanacaksa yansın yani. Herkesin ona bu kadar acımasız davranmasını sevmedim. Anlam veremediğim bir diğer konu da şu, Savaşın nedenini hâlâ tam anlayabilmiş değilim. Ortada bir savaş var ama sebebi net açıklanmıyor. Kahraman neden Mahinev seçilmiş, bunu da yeterince hissetmedim. Kardeşleri sürekli onu suçlarken, bu kaderi ona biçen babaanne ve diğerleri neden sorgulanmıyor? Açıkçası serinin beni en darmadağın eden kitabı oldu. Üstüne bir de en melankolik parçalarımla okumam işin cabasıydı. Efken ve Mahinev’in vedalaşması, Nigin bağının kopuşu… Bunlar beni gerçekten yaraladı. Serinin şu ana kadarki en üzen kitabıydı. Binnur’un kitapları arasında beni en çok üzen ve bitirebildiğim tek kitap da bu seri olacak galiba. Mahinev'in Efken ile olan vedası gerçekten yüreğimi yaktı. Efken’in durumuna ayrıca çok üzüldüm. Kendi karanlığıyla savaşırken yaşananlara sadece seyirci olabilmesi onun için ne kadar zor olmuştur diye düşündüm. Onun bölümlerini okurken kafamda sürekli “Yok Bana Bu Cihanda” çalıyordu. Efken’in kimlik karmaşası (Nemesis hâli) beni biraz zorladı. Nazik ve soğuk Nemesis’ten kaba, ağzı bozuk Efken’e ani geçişler bazen kafamı karıştırdı. Nigin bağı kopunca Efken’e veda ettiğimizi sanmıştım, sonra Nemesis’ten tekrar Efken’e dönüşü anlayamadım. Bazı yerler çıkmaza girdi derken Sonradan anlıyoruz ki Mahinev ve Efken yalnızca Menes ve Saul’un değil, Lehte ve Nemesis’in de reenkarneleriymiş. Evren düşündüğümüzden çok daha karmaşık yani. Mahinev’in Efken’i oyuna çekip umutlandırması ve ardından onu paramparça etmesi beni en çok zorlayan kısımlardandı. Okurken içimden sürekli “Mahinev ihanet etmesin” diye geçirdim. Binnur farkında mısın bilmem ama bunları insan okuyor insan! Kitap genel olarak Mahinev’in bakış açısından anlatılıyor ama Efken’in perspektifinden birkaç bölüm olması çok iyiydi. En azından onun duygularını da anlayabildik. İkisi arasında “iki yabancı” ile “iki âşık” arasında sıkışıp kalmış bir ilişki hâli vardı. Mahinev’in dediği gibi: “𝗡𝗲 𝘁𝘂𝗵𝗮𝗳𝘁ı, 𝗯𝗶𝗿 𝘇𝗮𝗺𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿 𝗯𝗶𝗿𝗯𝗶𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗹𝗲 𝗶𝗹𝗴𝗶𝗹𝗶 𝗵𝗲𝗿 ş𝗲𝘆𝗶 𝗯𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿, 𝗯𝗶𝗿𝗯𝗶𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶𝗻 𝗱üşü𝗻𝗰𝗲𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗲 𝗱𝗶𝗹𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶𝗻 𝘂𝗰𝘂𝗻𝗱𝗮𝗸𝗶 𝗸𝗲𝗹𝗶𝗺𝗲𝗹𝗲𝗿 𝗱ış𝗮𝗿ı 𝗱ö𝗸ü𝗹𝗺𝗲𝗱𝗲𝗻 𝗯𝗶𝗹𝗲 𝘂𝗹𝗮ş𝗮𝗯𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿, 𝗯𝗶𝗿𝗯𝗶𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘀𝗲𝘀𝘀𝗶𝘇𝗸𝗲𝗻 𝗱𝗮𝗵𝗶 𝗱𝘂𝘆𝗮𝗯𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂𝗸. Ş𝗶𝗺𝗱𝗶 𝗶𝘀𝗲 𝗯𝗶𝗿𝗯𝗶𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗲 𝗯𝗮𝗸ı𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂𝗸 𝘃𝗲 𝗶𝗸𝗶 𝘆𝗮𝗯𝗮𝗻𝗰ı 𝗴ö𝗿ü𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂𝗸. İ𝗸𝗶 𝗯𝗶𝗹𝗶𝗻𝗺𝗲𝘆𝗲𝗻. İ𝗸𝗶 𝗱𝗲𝗿𝗶𝗻 𝗯𝗼ş𝗹𝘂𝗸. İ𝗸𝗶 𝗸𝗮𝗿𝗮𝗻𝗹ı𝗸 𝗸𝘂𝘆𝘂. İ𝗸𝗶 çı𝗸𝗺𝗮𝘇 𝘀𝗼𝗸𝗮𝗸...” Diğer detaylar: **Mustafa Baba ve Mahinev’in babaannesi arasında derin bir geçmiş olduğu sinyali verildi. Bence Mustafa Baba, Mahinev’in dedesi olabilir. **Kian en başından beri şüpheliydi, Efken gibi davranıyordu. Sonunda aslında Kian diye birinin olmadığı ortaya çıktı. **Crystal’in kötü erkek seçimi ayrı bir konu :) Miraç’tansa Miran’la olmasını tercih ederim. Miraç Sapphire ile daha uyumlu bence. Ama bence Crystal daha iyilerine layık. ***Sezgi’nin bebeği Bilun’un bir gözünün Efken’den, diğerinin Mahinev’den alması ve o doğum sahnesi çok etkileyiciydi. **İbrahim kitap boyunca en sevdiğim yan karakterlerden biriydi. Bunu söylemezsem ayıp olur diye düşünüyorum.𓆩ꨄ︎𓆪 Tam bir final kitabı gibiydi ama final değil. Mazhar’ın tekrar yaşaması sevindiriciydi. Mahinev ve Efken’in tekerrür eden sonu, dirilişleri hem şaşırtıcı hem etkileyiciydi. Kitap baştan sona sürprizlerle doluydu. Devam kitabını okumak için sabırsızlanıyorum! Yetişkin okurlar içindir! ━━━━━━━ ❝𝗕𝗲𝗻𝗶𝗺 𝘁𝗼𝗽𝗿𝗮ğı𝗺𝗱𝗮 ç𝗶ç𝗲𝗸 𝗮ç𝗺𝗮𝗻ı ç𝗼𝗸 𝗶𝘀𝘁𝗲𝗺𝗶ş𝘁𝗶𝗺. 𝗔𝗺𝗮 𝗯𝗲𝗻𝗶𝗺 𝘁𝗼𝗽𝗿𝗮ğı𝗺 çü𝗿ü𝘁𝗺𝗲𝗸𝘁𝗲𝗻 𝗶𝗹𝗲𝗿𝗶 𝗴ö𝘁ü𝗿𝗲𝗺𝗶𝘆𝗼𝗿. 𝗢𝘆𝘀𝗮 ç𝗼𝗸 𝗶𝘀𝘁𝗲𝗺𝗶ş𝘁𝗶𝗺. 𝗦𝗮𝗻𝗮 ç𝗶ç𝗲𝗸 𝗮ç𝘁ı𝗿𝗮𝗻 𝘁𝗼𝗽𝗿𝗮𝗸 𝗼𝗹𝗺𝗮𝘆ı, 𝘀𝗲𝗻𝗶𝗻 𝗶ç𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗯𝗮𝗻𝗮 𝗮𝗶𝘁 𝗯𝗶𝗿 ç𝗶ç𝗲ğ𝗶 𝗮ç𝘁ı𝗿𝗺𝗮𝘆ı. 𝗕𝗶𝗿𝗹𝗶𝗸𝘁𝗲 ö𝗹𝗲𝗰𝗲ğ𝗶𝗺𝗶𝘇 𝗴ü𝗻 𝗴𝗲𝗹𝗲𝗻𝗲 𝗱𝗲𝗸 𝗯𝗶𝗿𝗹𝗶𝗸𝘁𝗲 𝗼𝗹𝗺𝗮𝘆ı. 𝗩𝗲 𝗳𝗮𝗿𝗸 𝗲𝘁𝗺𝗶ş𝘁𝗶𝗺. 𝗕𝗶𝗿 ş𝗲𝘆𝗶 ç𝗼𝗸 𝗶𝘀𝘁𝗲𝗱𝗶ğ𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗻𝗲 𝘆𝗮𝘇ı𝗸 𝗸𝗶 𝗼𝗹𝗺𝘂𝘆𝗼𝗿𝗺𝘂ş.❞
1000Kitap
İçı̇nde Bı̇r Sen - 5Binnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 202596 okunma
··
2 +1'leme
·
214 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.