Tarihi ve mitleri hep zafer sarhoşu erkekler yazar; ancak o savaşların asıl enkazını ve o enkazın altından dimdik doğrulan asıl gücü sadece kadınlar bilir. Madeline Miller, Troya’lı Kadınlar’da kılıç şakırtılarının, şan ve şöhret delisi Akhilleus’ların ya da Hektor’ların gölgesinde kalmış o mağrur duruşu gün yüzüne çıkarıyor Bu eser, basit bir mitoloji anlatısı değil; muktedirlerin dünyasında nesneleştirilmeye, köleleştirilmeye çalışılan bir ruhun, kendi varoluşunu korumak için verdiği o sessiz ama devasa savaşın felsefesidir. Troya küller altında kalabilir, krallıklar yıkılabilir; ama insanın kendi içindeki o vahşi, boyun eğmez özü asıl yangındır. Miller bize bir kez daha kanıtlıyor: Gerçek asalet, altın tahtlarda oturmak değil; her şeyini kaybettiğin o en karanlık ayazda bile zihnini ve gururunu kimseye teslim etmemektir. Sarayların sahte ışıklarına sırtını dönüp, kendi kaderinin yasını da zaferini de kendi elleriyle yazanların başucu eseri.