Selamlar nasılsınız? Sizlere canım kadının yeni bebeği olan mahalle kurgusu ile geldim. Yazarımız bu sefer bizi Çengelköy sokaklarına götürüyor ve inanın o mahallenin havasını sayfalara öyle güzel işlemiş ki okurken kendinizi gerçekten orada hissediyorsunuz. Komşuluklar, dostluklar, mahalle samimiyeti derken kitap resmen içinizi sıcacık yapıyor.
Bir de karakterler vardı ki. Hepsi ayrı ayrı güzeldi ama ahh o Ferdi yok mu. Aman Allah’ım tam bir Çengelköy delikanlısıydı. Ferdi baba mı dersiniz, Müslüm baba ruhu mu dersiniz. Okurken ayrı bir sevdim onu.
Hadi gelelim konusuna.
Belgin, babasının vefatından sonra bıraktığı mektupla hayatının şokunu yaşar. Çünkü onu büyüten insanların gerçek ailesi olmadığını öğrenir. Üstelik gerçek ailesinin kim olduğunu ve nerede yaşadıklarını da öğrenir.
Annesi ve kız kardeşiyle kimlik değiştirerek Üsküdar Çengelköy Mahallesi’ne taşınırlar. Amacı öz ailesini yakından tanımaktır. Ama hesapta aşık olmak yoktur.
Mahallenin gözde bekarları ise Asaf, Ferdi ve Emin’dir.
Asaf, üniversite okumasına rağmen baba mesleği olan hurdacılığı yapmaktadır.
Ferdi ise babasıyla birlikte inşaat işiyle uğraşırken aynı zamanda emlak dükkanı işletir.
Emin ise mahallenin imamıdır ama kalbinde yıllardır sakladığı bir aşk vardır. Çünkü en yakın arkadaşının kız kardeşine aşıktır.
Asaf, mahallede çocuklarla top oynarken top yeni taşınan komşuların bahçesine kaçar. Topu almak için duvardan atladığında Belgin’i görür. Ve o an vurulur. Hatta içinden “Seninle evleneceğim.” diye geçirir.
Mahalleli kısa sürede Belgin, Nalan ve annesine yardım etmeye başlar. Böylece o sıcacık komşuluk bağları kurulmaya başlar.
Ama Belgin’in içinde bambaşka bir savaş vardır. Çünkü gerçek ailesini uzaktan izlemek zorundadır. Kimler mi? Ferdi ve Nilüfer. Kendi öz kardeşleri. Onlara gerçeği söylemeye cesaret edemez. Fakat mahallede herkes Belgin ile Nilüfer arasındaki benzerliği fark etmeye başlamıştır.
Eee aşk yok mu? Olmaz mı hiç.
Belgin, bahçede top oynayan üstsüz bir Herkül’ü izlerken kalbini kaptırır. Bizim Herkül de boş değildir tabii. Birlikte vakit geçirmeye başlarlar ve ikisinin de antikalara olan düşkünlüğü onları daha da yakınlaştırır. Ama Asaf öyle bir hata yapıyor ki “Ehh be” dedim. Ayıkla şimdi pirincin taşını.
Diğer tarafta Ferdi ile Nalan vardı ki Ayy çok tatlılardı. Ferdi tam bir maço, Nalan ise maço erkeklerden hiç hoşlanmıyor. Ama onların atışmaları, uyumları o kadar güzeldi ki bayıldım.
Emin’in hikayesi ise kalbimi ayrı burktu. Sevdiği kızdan uzak durmaya çalışırken Asaf ve Ferdi’nin aşklarını görünce daha fazla dayanamayarak Nilüfer’e açılıyor. Ama kızın sessiz kalmasını yanlış anlayınca tayin istemeye karar veriyor .
Bir de Eymen vardı tabii. Belgin ve Nilüfer’in kuzeni. O da mahalleye gelir gelmez gönlünü Yasemin’e kaptırıyor. İşler isteme noktasına gelince Ferdi yine yapacağını yapıyor. Ama yaptığı o konuşmada kesinlikle haklıydı dedim.
Her çiftin hikâyesi ayrı güzeldi ama kitap ilerledikçe sırlar da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyor…
Belgin gerçek ailesine kendini tanıtabilmiş midir?
Geçmişte ne oldu da öz ailesinden koparıldı?
Sırlar ortaya çıktığında herkes nasıl tepki verdi?
Eğer siz de mahalle kurgusu, dostluk, komşuluk, samimi aile ilişkileri ve sıcacık aşk hikayeleri seviyorsanız bu kitabı kesinlikle okumalısınız derim.