Gönderi

Aşka Düşüş Galata
10/10
·528 syf.··
2026 30. kitabı
Selamlar nasılsınız? Sizlere yazarımızın kalemiyle tanışma fırsatı bulduğum o kitapla geldim. Eğer genç kurgu seviyorsanız şiddetle tavsiye ederim. Ne ara başladım ne ara bitti inanamadım. Sinir olduğum, üzüldüğüm hatta “yapma” diye söylene söylene okuduğum sahneler oldu. Hadi gelelim konusuna. Melek lisede birine aşık oluyor ama asla söyleyemiyor. İçindeki bütün duyguları kırmızı kaplı defterine yazıyor. Kim mi? Murat Özkan. Ama hikâyeleri yarım kalıyor çünkü Murat ve ailesi İstanbul’a taşınıyor. Aradan yıllar geçse de Melek’in aşkı bitmiyor. Babası işi gereği ailesini Almanya’ya götürürken Melek İzmir’de kalıyor. Kuzeni Ece’nin ısrarıyla da Murat’ın olduğu üniversiteye geçiş yapıyor. Tek amacı onu yeniden görmek. Ama nereden bilsin kalbinin paramparça olacağını? Murat Özkan geçmişte yaşadığı aşk acısından dolayı kendini aşka kapatmış durumda. Duygusuz, günübirlik ilişkiler yaşayan tam bir mavi boncukçu olmuş anlayacağınız. Melek onu ilk gördüğünde yılların özlemiyle bakarken beyefendi kızı tanımıyor bile. Yetmiyor, her kıza söylediği o klasik sözünü söyleyip geçiyor, öylece çekip gidiyor. Ama kader durur mu? Melek aynı gün birine daha çarpıyor. Ve karşımıza İlker Altan çıkıyor. Benim favorim kendileri. O günden sonra Melek’i aklından çıkaramıyor. Sürekli karşısına çıkıyor, hislerini açık açık söylüyor. Hatta bir anda ona ait eşyasını kapıverdiği sahnede ben bile “İlkerrrr ” diyerek eridim. Melek sonunda Murat’a aşkını açıklamaya karar veriyor. Bunun için de Murat’ın yakın arkadaşı Derya’dan yardım alıyor. Hatta yıllardır ona yazdığı duyguların olduğu defteri bile götürüyor. Peki Murat ne yapıyor dersiniz? O güzelim defteri gözünün içine baka baka denize atıyor. İşte o an Melek’le birlikte benim de kalbim kırıldı. O kadar çok saydırdım ki. Ahh Melek yaa Derya,Gamze ve Ece seni çok uyardı diyerek okudum. Ama kalp işte o başka çalışıyor. O gece soluğu bir barda (Tempesta’da) alıyor. Birkaç kişi tarafından sözlü tacize uğradığında bara müdahale eden kişinin kim olduğunu tahmin edin. Tabii ki İlker Altan. Melek kadar ben de şok oldum. Hadi canım dedim resmen. İlker’in ilgisi, Melek’e yaklaşımı, o ince detayları… Hele ondan aldığı fuların nerede olduğunu gördüğü sahne yok mu? Kalbimi bıraktım orada. Ayy bu arada Melek’in annesi ile İlker’in sahnesi efsaneydi. Ama diğer tarafta Murat da yazılanları okuyunca vicdan azabı çekmeye başlıyor. Melek’i aklından çıkaramıyor ve onu geri kazanmak için harekete geçiyor. Fakat kitabın sonunda duydukları, gördükleri. Geçmişte yaşadığı olay tekrar mı yaşanacak sorusunu bırakıyor akıllara. Melek sana bazı yerlerde çok kızdım. Özellikle o şarkı söylediğin sahnede olacaklar için “Hayırdır ya?” diye söylendim resmen. Ama ne olur düşündüğümü yapma ve Murat’a geri dönme. Bu arada Ateş Dörtlüsü ayrı olay. En çok sinir olduğum ikili net Berkay ve Murat’tı. Gamze ve Berkay beni çıldırttı diyebilirim. Arada yanan kişi ise Enes Erdem oldu resmen. Ama Ece ve Aksel’i çok sevdim. Kısacası ben bu kitabı aşırı severek okudum. Şimdi acilen ikinci kitabı istiyorum çünkü kafamda deli sorular var. Elif, Murat ve İlker’in isimleri neden sürekli birlikte anılıyor? Geçmişte üçünün arasında ne yaşandı? Ve en önemlisi neden tarih tekrar tekerrür ediyor?
1000Kitap
Aşka Düşüş 1 - GalataMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 202636 okunma
·
66 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.