Modern Dünyanın Konforlu Hapishanesinde Ruhunu Satanlara: İnsanın Anlam Arayışı
İnsanlar bu kitabı sıradan bir kişisel gelişim ya da acıklı bir toplama kampı anısı zannederek okuyor. Oysa Viktor Frankl, Nazi kamplarının o en vahşi, en karanlık ve insanın insana zulmettiği o toplama kampı duvarlarının arasından öyle bir manifesto çıkarıyor ki, bugün sırf konforu bozulmasın diye ruhunu ve karakterini satmaya hazır modern insanın yüzüne bir tokat gibi çarpıyor.
Kitabın kalbindeki o çelikten gerçek şudur: Bir insanın elinden her şeyini alabilirsiniz. Parasını, unvanını, kıyafetlerini, hatta özgürlüğünü... Ama o insanın en karanlık ayazda bile takınacağı o mağrur duruşu, karakter dikliğini ve gururunu asla elinden alamazsınız. Kamptaki o tel örgülerin arkasında, bir lokma ekmek için dalkavukluk yapan profesörler de vardı; son nefesinde bile haysiyetini koruyup yoldaşına ekmeğini uzatan asil faniler de...
Bugün modern dünya bizi sahte ihtiyaçlarla ehlileştirmeye, başkalarının çizdiği sınırlara köle etmeye çalışıyor. Ufacık bir zorlukta diz çöken, sahte kurtarıcıların peşinden koşan, güce biat eden bir toplum yaratıldı. Frankl bize hatırlatıyor: "Neden yaşadığını bilen, her türlü nasıla katlanabilir. Eğer bu dünyada kimseye muhtaç olmadan, kendi gökyüzünün altında dimdik yürümek istiyorsan; gücü dışarıda değil, o kamptaki tel örgüleri bile hiçe sayan içsel özünde arayacaksın. Bu kitap bir psikoloji teorisi değil; kulun kuralını da, esaretin zincirini de zihninde kırıp atanların başucu manifestosudur