“Algernon’a Çiçekler”, insanın sadece zekâsıyla değil, duygularıyla da var olduğunu acı bir şekilde hissettiren bir kitaptı benim için. Charlie’nin değişimini okurken bir yandan umutlandım, bir yandan da içimde garip bir hüzün büyüdü. En çok da anlaşılmak istemesini, sevilmeye çalışmasını hissettim. Kitap bittiğinde insanın kalbinde sessiz ama derin bir boşluk bırakıyor.
Bence kitabın en can acıtan tarafı tam olarak buydu…
Charlie’nin zekâsı değişse bile içindeki o “biri beni gerçekten görsün, anlasın, sevsin” isteği hiç değişmiyordu. İnsan okurken kendinden bir parça buluyor sanki. Özellikle sessizce anlaşılmayı bekleyen tarafını.