·144 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Mayıs 2026 18:31 Benim için serinin temposunu iyice yükselten kitap oldu. İlk kitapta başlayan o gerilim burada daha da karanlık, daha da bağımlılık yapan bir hâl aldı. S. T. Abby’nin kalemi öyle akıcı ki resmen mini dizi izliyormuş gibi hissediyorsunuz; bir bölüm bitiyor, hemen diğerine geçmek istiyorsunuz.
Lana Myers… Gerçekten uzun zamandır bu kadar güçlü, zeki ve unutulmaz bir kadın karakter okumamıştım. Yaşadığı onca şeye rağmen dimdik durması, korkularını içine gömüp planlarını sürdürmesi inanılmazdı. Onun tarafında olmamak elde değil çünkü yaptığı her şeyin altında insanın içini parçalayan bir geçmiş yatıyor. Bu kitapta geçmişe dair öğrendiğimiz detaylar da beni ayrıca mahvetti.
Ve Logan Bennet… Tam anlamıyla green flag bir adam. Lana’ya duyduğu güven, onu korumak için gösterdiği çaba ve bir yandan işine bağlı kalmaya çalışması o kadar güzel işlenmiş ki… Ama işin en vurucu kısmı Logan’ın, âşık olduğu kadının aslında aradığı kişi olduğunu bilmemesi. Lana’nın Logan’ın sevgisi karşısında hissettiği vicdan azabı da sürekli bir gerilim yaratıyor. Gerçekler ortaya çıktığında ne olacağını düşünmek bile insanı delirtiyor.
Bu kitapta kıskançlık sahneleri ayrı bir olaydı bu arada. Lana ve Logan’ın iç sesleri hem aşırı tatlı hem de çok komikti. Birbirlerine bu kadar yakışan ama aynı zamanda böylesine tehlikeli bir ilişkinin içinde olmaları seriyi daha da sürükleyici yapıyor.
Hadley’e ise ne kadar uğraşsam da bir türlü ısınamadım. Sonlara doğru yaşananlar beni şaşırtsa da ona karşı hislerim değişmedi. Duke konusunda da içimde aşırı kötü bir his var… Sanki ileride kesin bir şeyler çıkacak gibi hissediyorum. Ama Lindy ve benim canım Laurel’im kısa sürede kalbimi kazandı. Umarım onlar konusunda ters köşe yemem…
Kitabın polisiye tarafı da ayrıca çok güçlüydü. Lana’nın kendi listesinin dışına çıkıp çocuklara zarar veren o pedofiliyi hedef alması hem rahatsız ediciydi hem de “işte Lana bu” dedirten bir detaydı. Diğer tarafta Logan’ın Öcü lakaplı katilin peşinde olması ve Lana’yı korumaya çalışırken olayların daha da karmaşık hâle gelmesi temposu hiç düşmeyen bir hikâye ortaya çıkarmış.
VE O SON?! Gerçekten nefesimi kesti. Yine tam en heyecanlı yerde bitti ve üçüncü kitaba başlamamak elde değil. Şu an kafamda birkaç teori dönüyor ama spoiler vermemek için susuyorum. Tek bildiğim şey şu: Bu seri şu ana kadar okuduğum en iyi dark romance serilerinden biri oldu. Hem gerilim, hem romantizm, hem psikolojik savaşlar o kadar iyi harmanlanmış ki sayfalar su gibi akıyor. Eğer güçlü kadın karakterler, yüksek gerilim ve “katil & FBI ajanı” dinamiğini seviyorsanız bu seri sizi kesinlikle içine çeker.