Koşuyordum.
Dümdüz bir yolda, nereye gideceğimi bilmeden hızlı adımlarla koşuyordum.
Belki de yorulmuştum ama hissetmiyordum.
Akan yaşlardan yorulmuş gözlerim artık puslu görüyordu.
“Dayan” diyen yüreğime aklım karşı geliyordu.
Etrafımda kimler vardı?
Aklımdan geçen onca kişi neredeydi.
Babam…
Annem…
Halil…
Kimse yoktu…
Sadece ben vardım sadece ben.
Koşuyorum o kadar hızlı koşuyorum ki bu acılarım bitsin.
Uzaklardan gelen bir ses.
Kimdi o sesin sahibi?
Daha da koşuyorum, bu sesten uzaklaşmam lazım. Sanki ben
koştukça ses biraz daha yaklaşıyor. Ne dediğini anlamaya çalışıyorum. Bacaklarım dayanmıyor artık. Dizlerim otur dercesine
yere bırakıyor beni.
Arkamı döndüğümde uzaklardan bana doğru koşan birini
fark ediyorum fakat net göremiyorum.
O bana doğru koştukça acılarım daha da çok artıyor sanki.
Kalbimin üstüne ellerimi bastırıyorum. Kalbim sızlıyor, ölüyorum galiba… Yaşadığım her şey gözlerimin önüne geliyor,
hatırladıkça daha çok acı çekiyorum. Yüreğim nasıl dayanacak?