Fareler ve İnsanlar benim için sadece üzücü bir hikâye değil, insanın yalnızlığına ve çaresizliğine dair çok derin bir romandı. Kitap boyunca karakterler sürekli hayallerden bahsediyorlar; çünkü hayaller onların yaşama tutunma biçimi hâline geliyor. Küçük bir çiftlik hayali aslında huzurun, özgürlüğün ve ait olmanın simgesiydi.
Lennie karakteri ise kitabın en trajik tarafını oluşturuyordu. Kötü biri değildi ama hem kendisine hem çevresine zarar verebilecek biriydi. Yaptığı şeylerin sonuçlarını tam anlamıyla anlayamaması, hikâyeyi daha da acı hâle getiriyordu. Özellikle Curley’nin karısının ölümü çok sarsıcıydı; çünkü o sahnede yalnızca anlaşılmak ve biriyle konuşmak isteyen yalnız bir kadın vardı.
George’un Lennie’yi sürekli koruması ise dostlukla çaresizlik arasında sıkışmış bir duyguydu. Onu bırakmaya kıyamadı, hayallerle ayakta tutmaya çalıştı. Ancak kitabın sonunda, en çok sevdiği insanı kendi elleriyle öldürmek zorunda kalması romanın en trajik noktasıydı.
John Steinbeck bu eserinde insanın yalnızlığını, ait olma isteğini ve bazen sevginin bile her şeyi kurtarmaya yetmediğini çok sade ama etkileyici bir şekilde anlatıyor. Kitap bittiğinde geriye sadece hüzün değil, insanın içinde uzun süre kalan derin bir sessizlik bırakıyor.