Gönderi

Puan vermedi·88 syf.··
2026 26. kitabı
Umarım bu kitabı okuyup da demek her şey böyle başlamış, ensestin özü buraya dayanıyormuş inancına kapılma kimse. Zira değişen toplumun değişme özelliği üzerinden birçok şeye verilen ad, kutsallık...konularının aslında toplumsal yapının zamana, teknolojiye, politikaya göre şekillendiğini belirten bu ve benzeri araştırmacıların en büyük hatası bu olurdu. Evrensele ulaşmak. Arkeoloji-Antropoloji-Sosyoloji alanında çalışma yürüten nam salmış birçok yazar, çalışmalarını Avustralya, Polinezya gibi yerlerde yürüttüler. Onlara göre buralarda yaşayan toplumlar, kabileler, klanlar on dokuzuncu yüzyıla kadar yaşam biçimlerini değiştirme işleri. Yine bu araştırmacı yazarlara göre insanlık tarihi; İlkel, barbar ve uygar olarak tek bir çizgide ilerlemiştir ve Avustralya, Polinezya yerlileri günümüze yakın bir tarihe kadar henüz İlkel veya barbar olma özelliklerinden sıyrılamamışlardır. İşte ilk ve en büyük hataları burada başlıyor. Bu kitabın yazarı Emile Durkheim, benzeri çalışmalar yürüten ve yine Durkheim gibi masa başı teorisyenleri olan Freud ve Frazer için elde edilen raporlar kutsal derecesinde hatasız olan raporlardır ve bu raporlara göre teoriler üretmek onlar için kesinlikle olanı, doğruyu anlatmak veya yazmaktır. İkinci büyük hata da burada kendini gösteriyor. Elde ettikleri raporlar neye kıyasla kesin yargılardır bilinmez. Freud ve Frazer bir başka konu. Bizim derdimiz şu an Durkheim. Sosyoloji alanında büyük çalışmaları olan bir düşünür olduğu inkar edilmese de bu çalışmasında ismini yerlerde gezdirecek teorilere sahip. Ensest yasağının Kökenleri i anlatırken aynı toteme mensup olmakla evlenmemek yani bu toteme mensup olmakla bu Totemdeki karşı cins bir başka bireyle Cinsel ilişkiye girmemek ensest yasağının kökenini oluşturur ama Durkheim zamanında dahi ensest yasağı çekirdek aile içerisinde bir Cinsel birleşmeyi ifade eder. Bu durumda Durkheim değişen toplum yapısının ve inançlarını değişme özelliğini unutmuş olmalıdır. Tabii kitapta bu değişimden bahsetmiyor sadece köklerden bahsediyor diyebiliriz ama aynı zamanda sadece Avustralya yerlilerini ele almak ve dünyanın bir başka coğrafyasında kabile olarak , klan olarak yaşayan insanları ele almamak değişim kavramını gözden kaçırmak demek olur. Zaten başta bu yerlileri ilkel-barbar olarak günümüze (Durkheim zamanına) kadar ulaşmış olmalarını, onların kapalı klanlar olduğu inancına dayanarak teoriler üretilebileceğini ve bu teorilerin evrensele dayandırılabileceğini sunması, bu klan veya kabilelerin kendi içlerinde bir felsefelerinin, gelişmiş düşünce yapılarına sahip olmalarıın düşünülmediği anlamına gelir ki antropologlar ve tarihçiler bunun yanlış olduğunu olabileceğini yaptıkları farklı coğrafyalardaki kabilelerin kalıntılarından yola çıkarak gelişmiş kabileler olduklarını anlatmalarıyla gösteriyor bize. Gelişmiş olmak demek teknolojik olarak ilerlemek demek gibi bir yanılgıya mı düşmek demek acaba? Buna Avrupalı oryantalistler çok fazla düşmüşlerdi ki bu da oryantalizm demek olur. Edebiyatta da karşımıza çokça çıkan bir durumdur bu. Hatta günümüz sinemasına dahi buna rastlamak çok kolay. İçinde yaşadığımız yılın sinemasında dahi Batılı gözüyle Doğu yani gelişmemiş, az gelişmiş medeniyetler farklı renk tonuyla anlatılır. Durkheim gibi araştırmacıların bugün reddeden araştırmacıların olarak Malinowski örneğini verebiliriz. Malinowski, yapılan arşatımaların üzerinden giderek aslında inanışlar bize anlatsın bu tür yazarların hatalarını gösterir bize. Hatta bu konuya en sert yaklaşan araştırmacı Mary Douglas'tır. Onun Saflık ve Tehlike'si bu araştırmacıların sert dille Eleştirir. Yani demem o ki değişen dünyada değişimi en kısa sürede gerçekleştiren, kabul eden insanların eylemleri, inançları ile bir şeylerin köklerinin bu olduğu gösterilirken bir daha düşünülmeli. Ama Durkheim'i burada önemli ve güçlü kılan bir özellik de vardır ki onun isminin hala akademik çevremde anılmasını sağlar bu özellik. Doğru soruları ilk kez soranlar, daha sonra bu sorular üzerinden doğru yanıt ları bulmaya en yakın kişileri gösterirler bize. Durkheim doğru soru soran ama yanlış cevaplar inanan biridir.
KiTaPHaNe
Ensest Yasağı ve KökenleriEmile Durkheim · Pinhan Yayıncılık · 2019151 okunma
·
116 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.