“Herkesin sakladığı bir yüz vardır…
Bazıları sadece daha iyi gizler.”
Margot, Anna ve Liv…
Birbirinden tamamen farklı görünen 3 kadın karakter.
Ama hepsinin içinde sakladığı karanlıklar var.
Şenlik ortasında mahsur kalan bir kadınla başlayan hikâye, beni sayfalar ilerledikçe tamamen içine çekti. Olayların 3 farklı kadın karakterin bakış açısından anlatılması, kitabın gerilimini sürekli canlı tutuyor. Çünkü her bölümde düşündüğünüz gerçek bir sonraki sayfada değişiyor.
Ve Anna…
Ah Anna…
Bu kadar sessiz, sakin görünen birinin içinden nasıl fırtınalar çıktı şaşkınım. “Sessiz atın tekmesi” sözü tam olarak bu karakter için yazılmış olabilir
Kitabın temposu ise giderek yükseliyor. İlk bölümlerde karakterleri tanıyor, gerilimin yavaş yavaş biriktiğini hissediyorsunuz. Sonrasında ise olaylar öyle bir noktaya geliyor ki sayfaları durmadan çevirmeye başlıyorsunuz.
Akıcı dili, merak uyandıran bölüm sonları ve psikolojik baskıyı hissettiren atmosferiyle tam anlamıyla film izler gibi okunan bir kitaptı. Önce Sen Beni Öldürdün #k:532592john John Marrs