Bir mefkure sosyoloğu
8/10
·209 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Ziya Gökalp ve Türkçülük Mefkûresi ​Tarih sahnesi, bazı kahramanlarını hafızasına altın harflerle kazır; bunun için de genellikle cephede kazanılan bir zafer ya da her şeyi kökten değiştirecek bir siyasi hamle gerekir. Lakin öyle bir isim vardır ki tarih onu diğerlerinden çok farklı bir yere konumlandırır: Türkçülük mefkûresinin kurucu önderi Ziya Gökalp. Gökalp'e göre, zihinlerde yer eden Türklük bilincinin yaşayabilmesi, ancak kendi harsımızı (kültürümüzü) ve tarihimizi inşa etmekle mümkündü. Kısa bir ifadeyle; özümüze dönüp Türkleştiğimiz ölçüde her şey değişebilirdi. Ziya Gökalp, ömrü boyunca farklı fikir akımlarının rüzgârından etkilense de entelektüel olarak bütüncül ve net bir profil çizmiştir. ​Gökalp'e göre kurtuluşun parolası; Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muasırlaşmaktır. Kurtuluş, ancak bu üç aşamanın eksiksiz tamamlanmasıyla mümkündü ve bunlar birbirinden ayrı düşünülemezdi. Nitekim bu üçlü yapıyı, birbirini dengeleyen bir sacayağı metaforuna benzetebiliriz. Genç Kalemler dergisinin dilde sadelik hareketleri, Gökalp'te Türkçülük şiarını uyandırmış ve ona yeni bir bilinç kazandırmıştır. Bu uyanış, Osmanlı’nın üzerindeki ölü toprağının serpilmesinde büyük rol oynamıştır. Osmanlı Dönemi'nde birçok aydın; Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık ve Türkçülük gibi fikir akımlarıyla mevcut durumu analiz edip devleti kurtarmaya çalışmış; fakat Türkçülük hariç tüm ideolojiler belirli çatışmalar ve çıkar odakları doğrultusunda çökmüştür. ​Ne mutfidir ki Osmanlı kurulurken devlete ruh veren Türkler, imparatorluğun çöküşünde de bayrağı devralma şerefine nail olmuşlardır. ​Ziya Gökalp, bir milletin kendi harsını oluşturması gerektiğini belirterek; ortak geçmiş, örf, adet, gelenek ve dil gibi unsurların birleşimiyle kolektif bir kültürün yaratılabileceğini savunur. Bu noktada "tehzib" (medeniyet) ise bir kapıdır. Hars bizim öz kültürümüz ve değerlerimiz iken; tehzib, farklı harsların ortak bir paydada birleşimi, yani medeniyettir. Hayatın her alanında meydana gelen bu değişimler, Türkçülük fikrinin etkisini artırmış ve tebaadan bir "millet" modeline geçişi hızlandırmıştır. Kesin geçiş ise ekonomide millî iktisat fikrinin hayat bulması ve destek görmesiyle yaşanmış; böylece kendi millî bilincini yaratmış bir Türk milleti tarih sahnesindeki yerini almıştır. ​Ayrıca mefkûre sosyoloğumuz, dönemindeki Kürt aşiretleri meselesinde temel problemi aşiret yapısında görmektedir. Aşiretlerin varlığı nedeniyle devletin bölgedeki vatandaşlara doğrudan ulaşamadığını belirtmiş ve sorunun kaynağı olarak bu feodal yapıyı işaret etmiştir. ​Nitekim tarihsel süreçteki hiçbir fikir ayrılığı Türkçülük fikrini baltalayamamış; aksine bizleri birbirimize daha da perçinlemiştir.
Duygu ve Düşünce
Vefatının Yüzüncü Yılında Ziya GökalpHasan Bozkurt Çelik · Tasav Yayınları · 20243 okunma
·
24 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Daha güzel anlatılamazdi👏🏻 Kalemine sağlık.