·528 syf.····Okunma: 20 Mayıs 2026 02:17 Selamlarrr
Bugün sizlere kalemiyle ilk kez tanıştığım bir yazar ve kitabıyla geldim. Kitabı elime alınca akıp gitti zaten inanılmaz hızlı akan bir kalemi olduğunu düşünüyorum yazarın. Şimdi kitabın konusuna gelecek olursam ve benim iç serzenişlerime hazırsanız buyrunuz yoruma;
Melek üniversite son sınıfa geçmiş bir Mimarlık Fakültesi öğrencisidir. Ankara'da okuyan Melek kuzeninin ısrarları sonucunda üniversitenin son yılını İstanbul'da okumak ister. Her ne kadar kuzenin ısrarları olarak düşünsek de aslında olayın temelinde epey köklü bir aşk hikayesi yatmaktadır. Zira lisede aşık olduğu ve kendisinden bir haber olan playboyumuz Murat, Melek'in kuzeni ile aynı kampüs içerisinde okumaktadır. Playboy diyorum çünkü önüne gelen her kızla yatan, kızları sadece cinsellik olarak gören, asla ciddi ilişkisi olmayan bir karakter. (Ciddi ilişkiye gelememe sebebine ben hak veriyorum çünkü ağır darbe yediğini düşünüyorum Murat karakterinin. Gerçekten ben milletin Murat'a sövdüğü kadar sövmedim kitapta ta ki son sayfada giydirene kadar) Velhasıl kızımız İstanbul'a gelir, Üniversitesi'ne başlar, ve daha okuldan içeriye adımını atar atmaz iki yakışıklının dikkatini çeker; Murat ve İlker..
Her ne kadar bizim hedefimiz Murat olsa da İlker'in gösterdiği tepkiler, karaktere olan yaklaşımı, ondan etkilendiğini her şekilde belli etmesi okuyucunun yönünü ona çeviriyor. (Nasıl çevirmeyelim zalımın oğlu, lülük saçlım ) Yalnız biz hiç Murat' ın da yönünü Melek'e çevireceğini düşünmüyoruz. Ta ki Melek'in yıllardır ona olan aşkını öğrenene kadar. Beyefendi Melek'in kendisini sevdiğine dair kanıtlamasını ister.(hoşt köpek dedim ben burda çünkü kanıttan kastı başkaydı resmen arkadaşlar) bizim kız da saf tabii yıllardır Murat'a karşı hislerini yazdığı defteri kendi elleriyle ona teslim eder, "al sana delil ben seni şu kadar seviyorum" diye. (Kız annem o öküz ne anlasın bundan ya ) ve yine ben, bu duyguları, hisleri okuyan Murat'a karşı empati yapabildim, korkmasını anlayabildim, çünkü öncesinde yaşadığı ilişki onu derinden sarsmıştı bu yüzden korkması bana mantıklı geldi. Ama tabii ki korkması salak salak hareketler sergilemesini gerektirmezdi. Beyefendi kalktı, kızın gözü önünde defteri boğazın derin sularına savurdu. (Yemin ediyorum içim o kadar acıdı ki kahroldum ben burada Melek'i okurken) yani ben bu noktaya kadar aslında Murat'la empati yapabilirken burada cılkını çıkardığını hissettim.( ama şu da bir gerçek ben Murat'ın o defteri attığını düşünmüyorum bence o defteri değiştirdi.) Velhasıl acı çeken kızımızın kendini toparlama zamanına geçişi başladı diyebiliriz. Bu geçişin en büyük payı da İlker Altan'dan geçiyor diyebiliriz. Zira 'aşk tesadüfleri sever' lafı boşuna değildir çünkü iki karakterimiz sürekli tesadüfler sonucu bir araya gelmektedir. (En sevdiğim en) benim kitaplarda en sevdiğim şeylerden biri kırıp dökülen kadın karakteri toparlamaya çalışan erkek karakter okumaktır. Ve biz Aşka Düşüş'te bunu dibine kadar yaşıyoruz. Artık ufaktan Melek de İlker'e karşı hisler beslemeye başlar. ama tabii arka planda da pişman olmuş bir Murat okuyoruz. Ama özellikle çok net bir şekilde diyorum ki kitabın sonunda Murat'ın verdiği tepkiye bildiğiniz s*ktır olup gider misin Murat Allah aşkına dedim. Yani kitabın son sayfası o kadar sinirimi bozdu ki. Ulan şimdiye kadar nerdeydin, köpek gibi seviyordu bu kız seni.
Ana çiftimizin yanı sıra ben yan karakterlerimizi de çok sevdim. Özellikle Gamze ve Ece ikilisi, ikisinin Melek'e olan desteği benim için enfesti. Genel olarak kızların dostluğunu okuduk diyebiliriz çünkü erkek karakterlerin arasında ne kadar görünürde olmasa da bir rekabet mevcuttu.
Kitaplarda aşk üçgeni, dostluk, aklına koyduğunu yapan erkek karakter, samimi ortamlar, okumayı seviyorsanız kitaba şans verebilirsiniz. İlgisini Çekenlere Şimdiden Keyifli Okumalar Diliyorum. (Haaaa bu arada canım yazarcım kitabın ufak bir yerinde Nermin teyzenin üsteğmen oğlu geçti onu bir detaylı yazarsan hayrına etkilendim de cndkdk )