·360 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Mayıs 2026 20:00 Davis Ailesi, Louisiana’nın Breaux Bridge kasabasında yaşıyordu. Birbirini iyi tanıyan insanlarıyla, komşuluk ilişkilerinin sıkı olduğu küçük ve sakin bir kasabaydı burası. Ta ki bir gün, kasaba sakinlerinden onbeş yaşındaki altı genç kız kaybolup da ölü ya da diri olarak hiç bir yerde bulunamayınca, kasaba halkının bu huzurlu günleri de sona ermiş oldu.
Chloe Davis, bu olaylar olduğunda12 yaşındaydı. Ve hayatı, babasının küçük kasabalarındaki bu kızların kaybolmasından sorumlu olduğunun ortaya çıkmasıyla değişmişti. Babası hapse girmiş, Annesi fiziksel olarak var olsa da, psikolojik olarak kendini kaybetmişti. Komşuları ve çevrelerindeki herkes onlara sırtını dönmüş, tehditler almaya başlamışlardı. Annelerinin desteği de olmadığı için, Chloe ve abisi Cooper, tek başlarına mücadele etmek zorunda kalmışlardı bu zor durumla.
Bu olayların üzerinden geçen yirmi yılda Chloe bir psikiyatr olarak çalışıyor, kendisini çok seven nişanlısı Daniel’le evlilik hazırlıkları yapıyordu. Aynı şehirde oturan Abisi Cooper’la ara ara görüşüyor, bir bakımevinde kalan Annesini sırayla ziyaret ediyorlardı. Babaları ise hala hapisteydi. Çocukken yaşadıklarını atlatmak, hayatlarına olabildiğince sağlıklı bir şekilde devam etmek çok zor olmuştu iki kardeş için de. Medyanın ilgisi, kasaba halkının, kızını kaybeden ailelerin tepkileri, kaybolan kızları tanımaları – hatta bazılarıyla oldukça yakın olmaları, derin izler bırakmıştı psikolojilerinde. Büyüme çağlarındaki ve yetişkinlik hayatlarındaki normal ilişkileri ile karşı cinsle olan ilişkileri, bu dönemin etkileriyle şekillenmişti. Kendilerine ve çevrelerine olan güvensizlikleriyle bu konularda hep üç adım geride durarak baş edebilmişlerdi şimdiye dek. Daha önceki tecrübelerini düşününce de, Chloe’nin Daniel’la evlilik aşamasına gelen bir ilişkiyi yürütebilmesi şaşırtıyordu genç kadını doğal olarak. Hayatını düzene soktuğunu düşünmeye başlamıştı bu nedenle Chloe. Fakat, şans mı kader mi bilinmez, tam bu sıralarda, yaşadıkları yerde on beş yaşındaki kızlar kaybolmaya başlayınca, eski yaraları açılmıştı Davis kardeşlerin. Kaçırılan kızların yaşının onbeş olması, babalarının mahkum olduğu vakaları hatırlatmıştı onlara çünkü.
Geçmişteki olaylar tekrar mı yaşanıyordu?
Sil baştan bir travma mı bekliyordu onları?
Taklitçi bir katil mi vardı?
Chloe ne yapmalıydı?
Bugünle başlayıp çağrışımlarla geçmişe dönerek anlatılıyordu olaylar kitapta. Ergenlik çağındaki iki çocuğun yaşadığı ağır travmanın yetişkinliklerine yansımaması mümkün değildi. Başlangıçta öykü sakin sakin ilerlerken, sonlara doğru tempo arttı. Yaşananların giderek çetrefilli bir hal alması, daha ilginç hale getirdi kitabı. Sayfalar ilerledikçe Chloe’nun yaşadıklarını, merak ederek ve biraz da gerilerek okudum. Olayların zirve noktası ve tam çözüme ulaşıldığı kısımlar da, oldukça güzel kurgulanmıştı. Sonlarda ters köşeler bekliyordum ve birtakım tahminlerim de vardı. Fakat, bazı olaylar, ummadığım şekilde sonuçlandı. Merak unsurunu canlı tutan bir diğer nokta da, karakterlerin hepsinde şüpheli görünen şeyler olmasıydı kanımca. Aile, fedakarlık, travmalar, cinayetler ve sırlar temalarında ilerleyen, güzel bir kitaptı bana göre. Çevirisi oldukça başarılı ve anlatımı da akıcı olduğu için, sıkılmadan okuyup bitirdim kitabı. Bu nedenle, sonunun olumlu ya da olumsuz belirsizlikler içermemesini de beğendiğimi belirterek, polisiye gerilim türünde kitaplardan hoşlanan 18 yaş üstü okurlar şans verebilirler Karanlıktaki Kıvılcım’a diyor, keyifli okumalar diliyorum herkese.
Kitaplarla kalın.
(alıntı)
“Her seri katilin bir imzası vardır. Bir tablonun köşesine karalanmış bir isim ya da bir filmin sahnelerine yerleştirilmiş bir Paskalya yumurtası gibi, sanatçılar da eserlerinin tanınmasını, ölümsüzleştirilmesini isterler. Ölümlerinden sonra da hatırlanmayi isterler.
Bu, filmlerde gösterildiği gibi deriye kazınmış şifreli takma adlar, kentin farklı yerlerinde bulunan vücut parçaları kadar dehşet verici şeyler olmak zorunda değildir. Bazen olay yerinin temizliği ya da cesetlerin yere bırakılma şekli gibi basit şeylerdir.”