·360 syf.····Okunma: 20 Mayıs 2026 23:29 Millicent’in en yakın arkadaşı ve aynı zamanda ev arkadaşı olan Bayan Nash hayatını kaybedince geride seksen yıl boyunca yarım kalmış bir aşk hikayesi bırakıyor. Millicent ise Bayan Nash’ın küllerini mümkün olan en kısa sürede Elsie’ye götürüp aşk hikayelerinin mutlu sonla bitmesini sağlamaya çalışıyordur. Fakat havalimanında yaşanan aksaklıktan dolayı yoluna arabayla devam etmek zorunda kalıyor. Ve onun gibi havaalanında mahsur kalan Hollis ile araba yolculuğu yapmaya mecbur kalıyor.
Hollis bir yazar ve bu yolculuğa ilham bulmak için çıkmış. Aşka inanmayan biri. Biraz huysuz ve kaba ama içten içe iyi ve yumuşak bir kalbi var fakat bunu dışarıya göstermeyi sevmiyor.
Millicent ise hayatı boyunca mutlu sonlara ve insanların doğasında iyiliğin olduğuna inanan biri.
Kitap boyunca hem Millicent ve Hollis’in yolculuğunu hem de geçmişte Bayan Nash ile Elsie’nin hikayesini okuyoruz. Açık konuşmak gerekirse geçmişte geçen aşk hikayesi beni beklediğim kadar etkilemedi. Bunun sebebi anlatım olabilir çünkü ilişkilerini derinlemesine hissedemedim.
Millicent’in Hollis’i sadece dışarıdan gördüğü haliyle değerlendirmemesi hoşuma gitti. Mesela Hollis'in huysuz ve kaba biri olduğunu söylemiştim ama Millicent hareketlerinden aslında iyi bir kalbi olduğunu anlıyabiliyor bu detayı çok sevdim. Hollis'in davranışlarına küsüp gidebilirdi ama öyle yapmak yerine adamı çözmeye çalışıyor.
Tabi bazı noktalarda Hollis'in iğneleyici lafları ve kabalığı beni sinirlendirdi Millicent de ne yapsın inciniyor. Adam sonrasında yaptığı hatanın farkına varıyor ve hatasını güzel toparlıyor tabi. Yinede Hollis'i de anlıyorum aşık olmaktan korktuğu için savunma mekanızması devreye giriyor.
Beni hayal kırıklığına uğratan küçük kasaba atmosferi oldu. Yolda karşılaştıkları talihsiz olay yüzünden bir kasabada konaklamak zorunda kalıyorlar. Arka kapak yazısını okuyunca kasabada daha sıcak, hareketli, festival havası olan sahneler bekliyordum. Sonradan bunlar yaşandı da ama bence çok yüzeyseldi. Kitap daha çok sakin ve minimal ilerliyor biraz hayal kırıklığına uğratmadı desem yalan olur. Hatta kitabın ikinci yarısında bazı yerleri atlıyarak okudum. Normalde durağan kitapları tamamen sevmeyen biri değilim. Hatta doğru işlendiğinde çok etkileyici olabiliyorlar. Daha önce benzer şekilde yolculuk temasında ilerleyen kitapları severek okudum. Ama bu kitapta bir şeyler eksik hissettirdi. Belki gereğinden uzun tutulmuştu, belki de anlatım tarzı bana geçmedi bilmiyorum ama hikayenin duygusal ağırlığı bende tam oturmadı.
Yine de karakter dinamikleri açısından kötü bir kitap değildi. Özellikle Millicent’in insanlara yaklaşımını ve Hollis’in katı duvarlarını yavaş yavaş kırmasını okumak keyifliydi. Sadece ben daha yoğun duygu, biraz daha hareket ve daha güçlü bir bağ bekliyordum sanırım.