O huzur esen sahilde, bakarken denizin uzun ufkuna, birden yukarıya yöneldi başım, vakit karanlık, ortam gece. Onlar yukarı bakınca karanlığı ve tembelce yanıp sönen yıldızları gördüler, ben ise baktığımda uzayı gördüm. Fiziksel varlığım burada başladı eminim. Peki ruhum? Hislerim. Dünya, varlığım için elverişli bir çevre, bu çevrede gördüklerim dokunduklarım somut, hissettiğim ve beni dalgınlığa uğratan, durgun su gibi bekleten duygular ve hisler soyut. En çok hissettiğim, somutluğun gözüme gire gire önümde belli oluşu değil, içime doğan ışık ile karanlığın sessiz çatışmasıydı. Bu sahilde yalnız olduğumu sanırdım, ama içime bakıp sorduğum sorular bir değil bir düzine öğretmenin beni imtihana çeker gibi üstüme gelmesiyle, o sandığım şeyin sadece sanrı olduğuna emin oluyorum. Bu öğretmenlerin en büyük rektörü ise hayat adında bir uzman. Onun dersinde ya çok aktif olacağım, ya da içine kapanık. Bu ikisi öğretmenlerin ve rektörün umrunda değil, dersi nasıl almak istediğim ruhumun karakterine kalmış. Ama diğer öğrenciler farklı. Onların çoğu gözlerimin kendi içime olan bakışını körlük olarak nitelendirdiler. Oysaki ben burda görüyorum ve daha detaylı hissediyorum. İsterdim net cevapların zihnimi kuşatmasını, belki daha rahat hissederdim. Ama bu netlik beni, içimi görebilme nimetinden uzak tutabilirdi. Sebepler dünyası pek muamma.
Bu bilinmezlikler kuşatmışken bildiğim çevremi, düşünceler elektronlar gibi dönmeye başlıyor zihnimin etrafında. Gördüğüm Dünya gözüme hoş görünüyor ama bilmeye çalışınca, derinine inmeye çalışınca, bu güzelliğin sebebini öğrenmeye çabalayınca, güzelliğin ardında hep bir çıkar çatışması, ahlakı öğretilerime ters durumlarla karşılaşabiliyorum. Yine de bu durumlar gördüğüm güzelliğe çirkin dememe sebebiyet vermiyor. Kanun bu deyip o yaratılan güzelliğe bakmaya odaklanıyorum. Lakin bu yaptığım zihnimi uyutma çabası değil. O güzelliğin, güzel olma yolunda içindeki derin çatışmasına, verdiği çabaya emeğe karşı olan saygımdandır. İşin derinini bilmek de iyi hissettirir. Çünkü ruhum ve aklım gerçeği arar, arzular, nasıl olduğunu veya çalıştığını bilmek ister. Öğretilerle yetinmek değil öğrendiklerimle düşünmek isterim. Ki o sahilde gördüğüm Uzay'a karşı daha da merakım artsın ve ruhum artık rahat etsin bu bilinmezlik hastalığında. Bilinmezlikle uğraşmak pek zor.