·336 syf.····Okunma: 21 Mayıs 2026 12:23 Kitap herkesin beyaz “sıradışı” (neye göre sıradışı bilmiyorum) bir körlük salgınına yakalandığı, acil tedbirler çerçevesinde zamanla ve insan doğasının bozulmaya yatkınlığının yardımıyla cehenneme dönüşen bir karantina sürecinden alıp körlüğün artık önünün alınamamasıyla karantinanın da manasının kalmadığı distopik bir zamana itiyor bizi. Kitabı okuması yazılış tarzından dolayı açıkçası bazen zorluyor özellikle karşılıklı diyaloglar sırasında bazen neyi kimin söylediği karışıyor. Hikayenin ana fikri güzel ama insan tabiatının çirkinliği bu kadar estetize edilmeli bu kadar mazur görülmeli miydi bilmiyorum. Ahlak ve etik bu kadar mı şartlara bağlı eğilip bükülen bir şey, eğer öyleyse değerlerine ters davranmak zorunda kaldıktan çok zaman sonra bile kendilerini kötü hissetmelerinin okuyucuya yansıtılmasının nezdimde pek kıymeti yoktu. kitaptaki Özellikle bazı bölümler beni gerçekten çok yordu. Sonunun böyle tatlış bir şekilde bağlanması kitabın genel gidişâtına yakıştıracağım son şeydi. Çok farklı şekillerde bitebilirdi ve hepsi de bu sondan daha etkileyici olurdu. Bana bu kitapta böyle şeyler okuyacaksın deseler okur muydum, sanmıyorum açıkçası.