Gönderi

9/10
·86 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 12:41
“Bir başkasına yardım etmedikten sonra yaşamanın bir mânâsı var mı diye düşündü Furlong. Yıllar, on yıllar boyunca, hatta bütün bir ömrü bir kez olsun o yerde olup bitenlere karşı çıkma cesaretini göstermeden yaşayıp sonra da Hristiyan olduğunu iddia etmesi, aynada yüzüne bakabilmesi mümkün müydü insanın?” Büyük şeyler, böylesi küçük hikayelerle de anlatılabilir. Hatta büyük şeyleri etkili şekilde anlatmanın tek yolu az söz ve güçlü kelimeler kullanmaktır belki de. İrlandanın karanlık tarihine bir fener doğrultuyoruz. Yakın bir tarihe kadar ülkede varlığını sürdüren, hala bile tam anlamıyla aydınlatılamamış olan bir kuruma uzanıyoruz. Hikayenin tekinsiz sokaklarında dolaşırken karşımıza çıkıyor Magdelen Çamaşırhaneleri: rahibeler tarafından işletilen, evlilik dışı çocuklarını dünyaya getirmesi için küçük kızların kapatıldığı ve doğan bebeklerin deniz aşırı giden zengin tüccarlara evlatlık verildiği ıslah evleri. Kahramanımız Bill Furlong, eşi ve beş kızı ile birlikte kendi halinde yaşam süren bir odun ve kömür tüccarıdır. Eşini İkinci Dünya Svaşında kaybetmiş, varlıklı Bayan Wilson’un İrlanda kırsalındaki çiftliğinde dünyaya gelir Furlong. Furlong’un annesi, genç kızken evlilik dışı hamile kalınca -o dönem böyle bir şeyi yaşayan genç kızların aksine- sokağa atılmak yerine Bayan Wilson tarafından sahiplenilmiş, çiftlikte hizmetçi olarak yaşamaya devam etmiştir. Furlong babasının kim olduğunu hiçbir zaman bulamasa da, Bayan Wilson’un çiftliğinde güzel bir hayat sürer, gençliğe adım atınca da evlenir ve Bayan Wilson’un verdiği sermaye ile işini kurar. Yıllar aynı sakinlikle akar gider. Bir noel arefesinde şehirdeki manastıra kömür bırakmaya giden Furlong avluda kilitlenmiş küçük bir kız görür. Burası evlilik dışı hamile kalan küçük kızların kapatıldığı bir ıslah evidir ve burada kızlar insanlık dışı koşullarda tutulurlar. Olan biteni şehirdeki herkes bilse de,kilisenin tavuğuna kış demeye insanların ne gönlü ne de cesareti vardır. Furlong bu kızlara yardım etmek için yanıp tutuşur fakat karısı ona önceliğinin kendi ailesi olduğunu, kimseye bir kahramanlık borcu olmadığını söyler. Karısı bir nevi haklıdır haklı olmasına da, Furlong da kendini kadere borçlu hissetmektedir. Nihayetinde annesi de bir vakit oradaki kızlarla aynı kaderi paylaşmıştır ve eğer Bayan Wilson ona yardım elini uzatmasa kendisi de şimdi kim bilir nerede olacaktır. Bir iç muhasebesidir başlar, kızlar için bir çözüm yolu ararken kendi geçmişinin de peşine düşer. Bu kitap NYT’in 2024 Temmuzunda yayınladığı 21. Yüzyılın En İyi 100 kitabı listesine girmeyi başarmış bir eser. Çok derin bir hikaye ve de sürükleyici. Bir oturuşta bitirdim ve de uzun uzun hayatı sorguladım sonrasında. Furlong, edebiyatta onlarcasına rastlayabileceğimiz bir karakter aslında, hikayesi de aynı şekilde eşsiz değil. Demem o ki iyi bir kitap olsa da, NYT’in böylesine iddialı bir listesine girecek kadar sıradışı değil, lakin bu hikayeyi eşsiz yapan, bir ülkenin karanlık raflarına terk edilmiş bir olayı gün ışığına çıkarması. Ki bence, bunu herkese duyurma işini de yazar kadar NYT de üstlenmiş. İyi de yapmış. Kitabı bitirip kenara koyduktan sonra, “insan neden iyilik yapar?” “iyilik yapmaya, haksızlıklara ses çıkarmaya ne ölçüde mecburuz?” gibi sorulara cevap ararken buldum kendimi. Bu kitabı bir toplulukta uzun uzun tartışmayı çok isterdim. Çok güzel bir kitap, çok severek okudum.
Böyle Küçük ŞeylerClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20223,593 okunma
·
26 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.