·440 syf.····Okunma: 21 Mayıs 2026 15:14 Ayfer Tunç edebiyatıyla ilk temasım, beni hafızanın ve sessizliğin uykusuz gecelerine, "Annemin Uyur Gezer Geceleri"ne götürdü. Kitap, satır aralarına gizlenmiş hayranlık uyandırıcı detaylarla bezeli bir evren sunuyor. Ancak bir okur olmanın ötesinde, kendi hayatını bir anne olarak filizlendiren bir kadın gözüyle baktığımda, roman beni çok daha tenha bir koridora çekti: "Annenin geçmişi."
Bir kadının anne olmadan önceki tarihi, genellikle çocuklarının gölgesinde kalmış, keşfedilmemiş bir kıtadır.
Tunç, bu eserinde bir annenin sadece bugünkü şefkatini ya da sancısını değil; uykusunda bile peşini bırakmayan geçmişini, o geçmişin kırgınlıklarını ve kadınlık tortularını muazzam bir zarafetle soyuyor. Kendi annelik serüvenimden yola çıkarak bu sayfaları çevirirken şunu derinden hissettim: Bizler çocuklarımıza sadece bir şimdiki zaman sunmuyoruz; ardımızda bıraktığımız, unuttuğumuzu sandığımız ya da uykumuzda sayıklayacak kadar derine gömdüğümüz o "eski kendimizi" de bir miras gibi ruhumuzda taşıyoruz.
Bu kitap benim için sadece bir ilk tanışma değil; bir annenin geçmişinin, bir çocuğun geleceğini nasıl gizlice şekillendirdiğine dair edebi bir yüzleşme oldu.