Kitabın başkarakterleri Ali Rıza ve yazarımız Burak. Ali Rıza, Burakların mahallesine ilk taşındığında konuşma engelli olduğu için çocuklar tarafından dışlanır. Sessizliği herkesin dikkatini çeker ama kimse onun iç dünyasını anlamaya çalışmaz. Hatta Burak bile bir gün ona kırıcı bir şekilde “Dilini mi yuttun?” der. Fakat Ali Rıza’nın gözlerindeki kırgınlığı gördüğü an yaptığına çok pişman olur. İşte o gün, aralarında yıllarca unutulmayacak bir dostluk başlar.
Burak zamanla Ali Rıza’nın sessizliğinin ardındaki dünyayı keşfeder. Onun konuşamasa bile herkesten daha derin hissedebildiğini anlar. Okulda Ali Rıza’yla alay eden, ona zorbalık yapmaya çalışan çocukların karşısında durur; onu yalnız bırakmaz. Hatta okulda işaret dili öğrenme fikrini ortaya atar ve idare tarafından gerçekleştirilir. Mahalle aralarında geçen oyunlar, küçük sırlar içinde iki çocuk birbirinin en yakın arkadaşı hâline gelir.
Ancak bu dostluk, Burakların daha güzel ve bahçeli bir eve taşınmasıyla yarım kalır. Yeni hayatı ne kadar güzel görünse de Burak’ın aklı hep eski mahallesindedir. Bu özlem yüzünden okuldan kaçıp eski mahallesine gitmeye başlar. İlkinde yakalanmayınca bunu defalarca tekrarlar. Ta ki bir gün halasına yakalanana kadar. Eve getirildiğinde annesi ve babası ona çok kızar ve artık gitmesine izin vermezler.
Bir süre sonra Ali Rıza rahatsızlanır. Burak, annesiyle onu ziyarete gider ve eski mahallesinde bir gece geçirir. Belki de çocukluğunun en mutlu gecesidir bu son görüşmeleri olur. Kitap hiç beklenmedik şekilde sonlanıyor. Beni her satırıyla çok etkiledi diyebilirim.
Burak şahin
@karinakitap