·470 syf.····Okunma: 23 Mayıs 2026 20:17 Uğultulu Tepeler’i yıllar önce okuduğumda bambaşka yorumlayabilirdim. O zamanlar hikâyenin içindeki tutkuyu, öfkeyi ve büyük aşkı görüyordum belki. Ama şimdi dönüp baktığımda, kitabın bana hissettirdiği şey çok daha başka: Sevginin, şefkatin ve merhametin olmadığı her yer biraz cehenneme benziyor.
Heathcliff ve Catherine’in hikâyesi sadece imkânsız bir aşk değil; aynı zamanda yaralanmış insanların birbirlerini iyileştirememesinin hikâyesi. Roman boyunca herkes birbirine dokunuyor ama kimse kimsenin yarasını saramıyor. Bu yüzden kitabın o kasvetli atmosferi insanın içine işliyor.
Sanırım bazı kitaplar değişmiyor. Yıllar içinde değişen, onları okuyan kalbimiz oluyor.