şehir insana hep bir şey olmaya zorlar…
daha hızlı, daha güçlü, daha kalabalık.
ama ormanın bir derdi yoktur insanla.
ne kim olduğunu sorar,
ne neye yetiştiğini…
ormanya’da bu kapının önünde durunca şunu düşündüm:
belki de insanın en büyük yorgunluğu,
kendinden sürekli uzaklaşmasıdır.
ağaçların yıllardır sessizce ayakta durduğu yerde,
bizim bütün telaşlarımız ne kadar küçük kalıyor.
ve kitaplar…
aslında her biri, kaybolmuş bir insanın
kendine dönüş yolu gibi.
doğa insana hiçbir şey öğretmeye çalışmaz;
ama yanında biraz durunca
her şeyi anlamaya başlarsın.