Merhabalarr,
Karanlık Prens Yolu serisinin 3. Kitabının yorumuyla geldimm. Umarım serinin son kitabı değildir çünkü Sebastian’ın da mutlu sona ulaştığı bir kitap istek değil ihtiyaç.
Bu serideki özellikle de arkadaş ortamlarını çok özleyeceğim. Özellikle Romeo, Zach ve Olliver arkadaşlığı. O mesajlaşmalar seride en keyif aldığım kısımlar. Olliver… Üzgünüm benim favori karakterim Zach ama sen de harika bir karakterdin ve ismine yakışır şekilde tam bir prenstin! Olliver’ın bu kadar ince düşünceli, anlayışlı ve sadık olacağını düşünmemiştim. Bence mükemmel bir karakterdi, hem abi olarak hem de sevgili olarak.
Ben konu olarak çocukluk aşkı, yarım kalan aşk gibi temaları pek sevmem ama kitap kendisini çok güzel okutturdu. Kitabın en başında Briar ve Olliver’ın çocukluklarını ve çok yakın arkadaş olmalarını okuyoruz. Olliver ailesi tarafından ne kadar sevilen bir çocuksa, Briar Rose tam tersi ve Olliver, onu tüm mutsuzluktan çekip çıkartmak isteyen, daha çocukken bile kocaman yüreği olan biri :(
Briar pislik ailesi yüzünden yatılı okula gider ve 18. Yaş gününde Olliverla 24 saatliğine buluşurlar ve o gün görüştükleri son gün olur. O günden 15 yıl sonra karşılaşırlar ve o gün bir kaza yaşanır ve Briar hafızasını kaybeder. Ne hikmetse hafızasının 15 yıllık kısmı kayıptır ve tüm hayatını Olliver kapladığı için Olliver’ı nişanlısı sanar. Olliver da hafızasının geri gelmesi için ona yardım eder ve beraber aynı evde yaşamaya başlarlar.
Kitap çok uzun bir kitap olmasına rağmen yine su gibi aktı gitti. Çok keyif alarak okudum. Olliver’ın kendini aptal bir çapkın olarak lanse edip tam tersi olması ve yıllardır Briar’e sadık olması çok hoşuma gitti. Defalarca birlikte olabilecekken kendisini tutması ve centilmen olması çok hoşuma gitti. Tam olarak gerçek, romantik bir prensti. Briar’e çocukken her yaz farklı renkte gül vermesi, her seyahate gittiğinde ona hediye alması, Briar’ın ona aldığı ucuz yüzüğü Briar hayatında yokken takmaya devam etmesi gibi bir sürü davranışını çok beğendim. Kısacası ben Olliver karakterine bayıldım! Briar ise aile sevgisinden yoksun büyümüş, hayatında Olliverdan başka bir arkadaşı olmayan ama hep aile ve arkadaşlıkları isteyen biriydi. Olliver da onu terk ettiğine kendi ayakları üzerinde duran yetişkin bir kadın olmuştu. Ben güçlü kadınları severim, o yüzden Briar’ı da sevdim ama onda eksik birşeyler vardı , adını koyamıyorum. Ayrıca çocukluktan gelen aşkları ve tutkuları vardı ama ben onları neden bilmiyorum pek hissedemedim. Daha çok arkadaş kalmışlar gibiydi, cinsel sahneler bile tutkulu gelmedi. Zach ve Fae gibi alev ateş bir çift olmalarını isterdim. Kitapta aşklarıyla ilgili olmayan birşeyler vardı. Sebastian tam bir şerefsizdi ama yaşadıkları üzücüydü. Briar ile arkadaşlık kurmalarını sevdim, böyle şeyler çok hoşuma gidiyor.
Genel olarak sevdiğim bir seri oldu. Hatta bahsetmeden geçmek istemiyorum ama ciltli kitapları çok çok güzel. O masalsı baskısı, ciltli kısımların detaylarını çok beğeniyorum. Ayrıca ilk kitap hariç 2 kitapta da derinlik vardı, yüzeysel değildi ve yüreğime dokundular.
Kitabın adı karanlık prensim fakat Olliver hiç karanlık bir karakter değildi hatta aşırı green flag olduğunu düşünüyorum.
Arkadaşlık, aile draması, ilişkiler gibi temaları işleyen güzel bir seriydi. Okumanızı öneririm. Tüm seriyi okumazsanız da kesinlikle 2. Kitabı okuyup Zach ve Farrow ile tanışın derim.
İyi okumalarr :)