Gönderi

Spoiler içermez.
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 16:25
Her şeyden önce, Çok sevdim bu kitabı. Hikayesini, karakterlerini ve hissettirdiklerini. Bir süredir iyi ki okumuşum dediğim bir kitap olmamıştı bu kitapla o durumu aştık. Bana duygusal olarak çok fazla şey hissettiren, okurken hem ağlayıp hem gülümsediğim, benim için çok kıymetli dediğim ilk 5 kitaptan birisi oldu. Kitaba gelecek olursak: Hikaye, Almanya'nın Westerwald bölgesindeki küçük bir köyde geçiyor. Selma rüyasında ne zaman bir okapi görse 24 saat içinde yaşadığı köyde birisi vefat ediyor. Şunu belirteyim ki, ölüm, hayatın akışı içindeki kaçınılmaz bir durak gibi veriliyor. Karakterlerin yas tutma biçimleri, birbirlerine tutunma çabaları boğazınızı düğümlese de sizi kahretmiyor; aksine iyileştirici bir etki bırakıyor. Evet gelelim tekrar konuya. Kitapta Selma'nın yine okapi rüyası gördüğünü anlatmasıyla başlıyor. Bu rüyanın görüldüğünü duyan köy halkı o gün işlerine devam etmekte bir hayli zorlanıyor, korkuyor ya da saklanmaya çalışıyor. Hikayeyi baştan sona Selma'nın torunu olan Luise'nin gözünden okuyoruz. Kitap boyunca bütün karakterleri tek tek benimsiyorsunuz, hepsini ayrı ayrı anlıyorsunuz ve hiçbirine mesafeli kalamıyorsunuz. Karakterler birbirlerini her zaman tam olarak anlamasa da, bir şekilde birbirlerinin hayatına dokunuyorlar her defasında. Hikayelerini öyle güzel yedirmiş ki yazar, kitabın sonuna geldiğinizde hepsiyle iyi ki tanışmışım diyorsunuz. Ayrıca karakter gelişimlerine de tanık oluyorsunuz. Misal ana karakterimiz Luise'nin küçük bir çocukken nasıl büyüdüğüne, hissettiğine ve düşündüğüne şahit oluyoruz. Martin, Frederik, Selma, Gözlükçü, Palm, Elsbeth, Marlies, Alaska, Luise'nin anne ve babası, Alberto, Bakkal, Postacı, Andreas, Bay Rödder... Her bir karakteri ayrı ayrı sevdim, aklıma kazındı. (Aralarından bazılarına başta sinir oluyordum orası ayrı...) Konuya daha da derinlemesine dalabilirim ancak spoiler olmasın diye çok derin anlatmak istemedim ki büyüsü bozulmasın. Tüm duyguları hissettiren, düşündüren, gülümseten, sinirlendiren, heyecanlandıran ve ağlatan bir hikayesi var kitabın kısacası. Her duyguyu yaşıyorsunuz okurken. Okapi aslında bir metafor. Kitapta da bahsediliyor zaten, okapinin tuhaf, aykırı ve inanılmaz bir hayvan olmasından. Ve aynı zamanda gerçek bir hayvan elbette; zürafa, zebra, ceylan, fare ve geyiğin bir araya gelmiş hali gibi, absürd ama tamamen gerçek. Kitapta bu absürd gerçekliği gösteriyor size, hayat da tıpkı bir okapi gibidir aslında. Bir araya gelmesi imkansız gibi görünen ve yan yana geldiğinde saçmaymış gibi duran parçaların uyumsuz ama gerçek bir bütünüdür. Acıyı yaşamanın da, aşkı yaşamanın da türlü hali var. Kitapta bu hallerin de çeşitliliğini okuyoruz aynı zamanda. Ha hiç mi kusuru yoktu? Vardı tabii, hikayeyi anlatış dilinin başta biraz zorlayabileceğini söyleyebilirim. Anlatım azıcık savrulabiliyor, bazen geriye dönük bir anıyı anlatırken kitap başta o anının geriye dönük olduğunu anlamayabiliyorsunuz. Onun dışında sorun yoktu. Uzun lafın kısası mutlaka okumanız gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Kesinlikle şans verilmeli.
1000Kitap
Buradan Gördüğümüz KadarıylaMariana Leky · Siren Yayınları · 2024104 okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.