Yalnızlığı Sen Seçmedin, hayatı eşi Kaptan Mehmet’in ani ve şüpheli ölümüyle altüst olan Sare’nin hikayesini anlatıyor. Herkes Mehmet’in ölümünü bir kaza olarak kabul etse de Sare, ruhunun derinliklerinde bunun bir cinayet olduğuna dair susturamadığı bir ses duyuyor. Fiziksel dünyanın sınırlarını aşan bu arayışta Sare; işaretlerin, sezgilerin ve hatta öte dünyadan gelen fısıltıların peşine düşüyor. Zaman, mantık ve ölüm kavramlarının sorgulandığı bu romanda, bir kadının yasını tutarken aynı zamanda gerçeği bulma mücadelesine ve ölümün bile susturamadığı bir aşkın gücüne tanıklık ediyoruz.
Bazı kitaplar sadece okunmaz, hissedilir. Sare’nin Mehmet ile olan dans anılarını okurken, o sessizliğin içindeki derin bağı iliklerime kadar hissettim. Kitap, “Ölüm bir son mudur yoksa sadece bir başlangıç mı?” sorusunu o kadar zarif bir dille soruyor ki, kendinizi Sare ile birlikte o gizemli işaretleri ararken buluyorsunuz. Özellikle Sare’nin şarkılara anlam yükleyip onlardan bir cevap bekleme ritüeli, hepimizin hayatın akışında aradığı o küçük mucizeleri anımsatıyor. Eğer siz de aşkın fiziksel dünyadan çok daha öteye uzandığına inanıyorsanız ve biraz mistisizm, biraz da derin bir duygu yolculuğu arıyorsanız bu kitap kalbinize dokunacak Yalnızlığı Sen SeçmedinBirim Özer Sili