Gönderi

“Erkekler kadınların kalibre olarak kendilerinden daha üstün olduğunu bilirler ve o yüzden de en zayıflarını ya da en cahil olanını seçerler. Eğer öyle düşünmeselerdi, kadınların kendileri kadar bilgili olmasından bu denli korkmazlardı” -Boswell
Alıntı
·
210 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Arthur Schopenhauer’ın Aşk ve Kadınlar Hakkındaki kitabını okudum. Zıt görüşlü kaynakları okuyorum. Bu kitap hakkında inceleme paylaşırsanız sevinirim. Eğer ki paylaşacak olursanız katıldığınız ve katılmadığınız kısımları belirtmenizi ve toplumda düşüncelerinize paralel olarak gördünüğünüz eksikleri belirtirsenizi rica ediyorum. Detaylıca okumaktan memnun olurum.
Selenay Kılıç
Gönderi Sahibi
Dönütün için bende teşekkür ediyorum. Görüşlerine psikolojik bir perspektiften bakacak olursam evet, biyolojik bir donanımla doğuyoruz ancak insanı diğer hayvanlardan ayıran temel fark, kültürel evrim ve üst beyin gelişimiyle dürtüsel doğasını aşabilme kapasitesidir. Doğada dişinin çocuk bakması bir zorunluluk olsa da, modern psikolojide bağlanma teorisi bakım veren figürün sadece biyolojik anne değil, çocuğun duygusal ihtiyaçlarını karşılayan herhangi bir yetişkin olabileceğini kanıtlamıştır. Çocuğun sağlıklı gelişimi ve büyümesi için bakım sorumluluğu biyolojik bir zorunluluktan çok ebeveynlerin cinsiyetinden bağımsız olarak sunacakları duygusal istikrar, güvenli bağlanma ve nitelikli rehberlik üzerine inşa edilmelidir. Günümüzde çocuk büyütmek, neslin fiziksel devamından öte hem anne hem babanın aktif katılımıyla bireyin özgür iradesini ve kapasitesini destekleyen çok yönlü bir sorumluluktur. Erkeklerin gücü kaybetme korkusu bir hastalık değil ama bu korkunun hastalık derecesine geldiği noktalarda mevcuttur. Kadının hormonal döngülerinin mantıklı karar vermesine engel olduğu durumu ise modern nöropsikoloji tarafından desteklenmiyor nitekim kriz anlarında ya da kritik anlarda soğukkanlılık, cinsiyetten ziyade prefrontal korteks gelişimi ve mizaçla ilgilidir. Kadının içindeki sığınma ya da erkeğin otorite ihtiyacı olarak kodladığınız durumlar, aslında binlerce yıllık toplumsal öğrenmenin bir sonucudur ve kitapta tam da bu yüzden kadınların sırtlarını yaslayacakları bir geleneğin olmamasını büyük bir eksiklik olarak görür. Eğer kadınlar kendi potansiyellerini gerçekleştirmek için 'kendine ait bir odaya' ve ekonomik özgürlüğe sahip olurlarsa, mutlulukları bir başkasına sığınmak üzerinden değil, öz-gerçekleştirme üzerinden şekillenecektir. Mutlu olurlar mı konusunda bireysel olarak mutluluğun kimde hangi anlamlara geldiği değişkenlik gösterdiği için bu konuda evet mutlu olurlar gibi bir yorum yapamıyorum.