#aşiyandivane#hümeyra
"Bir gün bu karmaşadan yorulacaksın diye aklım çıkıyor. Senin o söylediğin tüm kusurların benim zaaflarım. Sen hep gül güzelim. Sen hep böyle gül diye ben tüm dünyayı karşıma alırım."
Gülfem ve Savaş için her şey yoluna girmiştir artık. İkilinin birlikteliğini herkes öğrenmiş ve Levent dışında mutlu olmuşlardır. Şimdi ise Savaş’ın imkansız gördüğü yine de yıllardır içten içe beklediği an gelmiştir. Gülfem ve Savaş’ın nişanı.
Gülfem, kelimenin tam anlamıyla bulutların üzerindedir. Savaş’a olan aşkı öyle büyüktür ki şimdiye kadar yaşadığı hayat ona farklı görünür. Savaş, genç kızı öyle güzel seviyor, öyle güzel hissettiriyor ki duyguları yüreğinden taşacak gibidir.
Savaş’ın ise Gülfem’den kalır yanı yoktur. Yıllarca uzaktan sevdiği kadın artık nişanlısıdır. Bütün hayatını onun yoluna sermeye hazırdır. Nişanın ertesi günü olan olaylar ile bu mutluluk balonunun bir anda patlayacağından ise habersizlerdir.
Savaş, Gülfem’in kalbini adeta ezerek onu terk eder. Üstelik mahalleden de gitmiştir. Aradan geçen altı ayda ise Gülfem önce şaşkınlık, sonra kızgınlık en sonda ise nefretle baş başa kalır. Dışarıya karşı ayakta durduğunu gösterse de içten içe ölmektedir.
Ve aylar sonra ikili karşı karşıya gelir. Bu saatten sonra söylenecek sözler, kavgalar, kıskançlıklar ve özlem aynı anda yaşanacaktır. Savaş ve Gülfem’in yüzleşmesi ise ikisi içinde hiç kolay olmayacaktır.
Bu seri için ne desem az kalır. O kadar çok seviyorum ki. Bu kitabı da bir solukta heyecanla okudum. Serinin ilk kitabında ne kadar mutluysak bu kitapta da o kadar paramparça olduk
Gülfem ile birlikte üzüldüm, kırıldım, kızdım ama ben her şeye rağmen Savaş’a çok kalbim acıdı Yapması gerekeni yaptı (evet yanlış bir şekilde yaptı) ama o da bunları hiç hak etmedi. Üstelik çok yalnız bırakıldı