İnsanın, zamanın kıymetini bildiği dönemler vardı. Şimdilerde 90’ lar diyoruz o dönemlere. Sabah erkenden kalkıp önce gülümseyerek başlayan bir gün ve devamında mahalledeki herkese verilen selam eşliğinde işe gidilmesi , dönüşte eve lazım olunan şeylerin alınıp yine aynı sakin halle eve dönülmesi.. Babalar işteyken çocukların okul sonrası mahalle arkadaşlarıyla oynadığı oyunlar , genel olarak çocukların kendi elleriyle yaptıkları ve bu yüzden kıymeti daha büyük olan oyuncaklar.. Bir tebessüm ile başlayan tatlı arkadaşlıklar.. Yan yana yürümenin bile ayıp olduğu, yanağa konan küçük bir öpücükle başlayan ve evlilikle sonlanan gerçek aşklar.. Evde bütün aile bireyleriyle oturulan sofralar ve sohbet eşliğinde geçen akşamlar.. Hepimiz şimdilerde aynı cümleyi kuruyoruz; eskiden şöyle yapardık, böyle mutluyduk.. Evet gerçekten öyleydi..
•
Bu kitap elimizden tutup bizi özlediğimiz o güzel mahalle hayatında gezintiye çıkarıyor. Elinde olan azıcık şeyle bile mutlu olan ailelerin, sevginin gerçek halinin ve utangaç gençlerin arasında dolaştırıyor. Bizim şimdilerde bir günde tükettiğimiz mutluluğun, aslında uzun ve yavaş yavaş yaşanması gerektiğini tekrar hatırlatıyor. Temiz kalplerin gerçek sevgilerini, beklemenin kıymetini, sahip olmanın ve yine yavaşça tüketmenin verdiği mutluluğu hatırlatıyor. Bir mektubun, sabit telefonla gelen güzel bir haberin ve sokaklarda özgürce oyun oynayabilmenin aslında ne büyük bir nimet olduğunu hatırlatıyor..
•
Bu satırları okurken bir 90’lar çocuğu olarak içim titredi. Hem hatırlamanın ve o dönemleri yaşamış olmanın güzelliğinden hem de artık hiçbirini yaşayamıyor olmanın hüznünden.. Okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız..
•
Yazarımıza buradan teşekkür etmek isterim; beni tekrar bir kahvenin gerçekten kırk yıl hatırının olduğu zamanlara geri götürdüğü için.. Mutlaka okuyun, eminim sizde kendinizden bir parça bulacaksınız.. Keyifli okumalar