·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Mayıs 2026 08:54 FRANKENSTEIN - MODERN PROMETHEUS
Kitabın başlığında yazar anlatacağı hikayede bizi neyin beklediğini açıkça gösteriyor.
Prometheus Antik Yunan Mitolojisindeki bir titandır. Prometheus tanrılardan ateşi çalar ve insanlara armağan eder. Ateş medeniyet oluşumu için elzemdir. Zeus, Prometheus'un bu davranışından hoşlanmaz ve onu Kafkas Dağlarına zincirler ve her gün bir kartal tarafından ciğeri parçalanır. Ciğeri tekrardan iyileşir ve bu döngü devam eder.
Burada ateş aslında bilgiyi ve tanrısal gücü sembolize eder. Prometheus bunu insanlara verdiğinde tanrının gücüne de el uzatmış olur. Victor Frankenstein da bunu tanrının yaratma mucizesine el uzattığında her gün vicdan azabı ve korkuyla yaşayarak öder.
Frankenstein canavarı yarattığında onu terk eder. Canavar tanrısı tarafından terk edilmiştir ve tek istediği anlaşılmak, bağ kurmaktır.
Kitabın özünü Frankenstein ve canavarın mağara yaptığı derin sohbette anlayabiliyoruz. Canavar konuşmayı, düşünmeyi hisleri insanları izleyerek öğrenmiş ve bu hayatı tek başına geçirmeyeceğini fark etmiş ve tanrısından kendisine bir eş yaratmasını istemiştir.
Frankenstein, insanın verdiği sözlerden sorumlu olması gerektiğini bize acı bir şekilde gösteriyor. Frankenstein önce canavara bir eş yaratacağının sözünü verir daha sonra bu sözden döner. Canavarın canavara dönüştüğü yer aslında burasıdır. Frankenstein, canavara bir eş yapmamakla en yakın arkadaşının, kardeşinin ve karısının ölümüne sebep olur ve hayatının kalanını vicdan azabı ile geçirir.
Kitap bittikten sonra aklımda sadece şu soru belirdi : Biz insanlar başka varlıklar yaratamasak da dünyaya yeni insanlar getiriyoruz. Bu çocukların sebep olduklarından biz ne kadar sorumluyuz peki? Anlaşılmamış, değer görmemiş ve bağ kuramamış çocukların ya da yetişkinlerin sorumluluklarını kim almalı? Herkes Prometheus'tur aslında. İyi bir gelecek biz yetişkinlerin elindedir.