Maalesef Toshikazu Kawaguchi’nin Elveda Demeden Önce kitabı bende ciddi bir karşılık bulmadı.
Kitabın içerisinde dört ayrı hikâye var ancak hepsi aynı dinamik üzerine kurulu: Daha önce o kafeye gelmiş, artık hayatta olmayan birine dair pişmanlıklarınızı hafifletmek için geçmişe dönüyorsunuz. Fakat kitabın da bize ısrarla hatırlattığı üzere, geçmişi değiştiremiyorsunuz.
Kâğıt üzerinde oldukça güçlü çalışabilecek bir fikir gibi gelse de ne yazık ki pratikte aynı etkiyi yaratamamış. Hikâyelerin içinde soyut, havada kalan bir duygusal yük var; fakat bu duygu okura gerçekten işlenemiyor. Karakterlerin yaşadığı özlem, pişmanlık ya da kırgınlık anlatılıyor ama derinliksiz ve bayat kalıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey güçlü bir duygu değil, aynı formülün farklı karakterlerle tekrar edilmesi oldu.
Bir diğer problem ise tekrarlar. Kafenin kuralları her hikâyede yeniden, uzun uzun açıklanıyor. Bir noktadan sonra bu tekrarlar hikâyelerin önüne geçmeye başlıyor. Açıkçası kurallar tek seferde anlatılsa kitap en az elli-altmış sayfa daha kısa olabilirmiş.
Kitap bana Profesör Do'nun Göz Kliniği ’ni de anımsattı. Yine sabit bir mekân, doğaüstü bir unsur ve birbirine gevşek şekilde bağlanan hikâyeler… Belki bu tamamen kültürel bir farktır, bilemiyorum. Ama bu tarz anlatılar bende beklenen etkiyi yaratmıyor.