HANIMIN ÇİFTLİĞİ ÜÇLEMESİ BİTTİ!
Hanımın Çiftliği üçlemesi bitti ve geriye tek bir soru kaldı: Kaçak, seriye yakışan bir final mi yoksa büyük bir ters köşe mi?
İlk iki kitaptaki o entrikalı çiftlik hayatını, Güllü’nün güç savaşlarını bekleyerek kapağını açtım ama Orhan Kemal beni bambaşka bir yere götürdü. Bu kitapta odağımız tamamen Muzaffer Bey’i öldüren Habip ve onun kaçış hikayesi.
Güllü’nün arka planda kalması beni şaşırtttı.Seriden kopuk, bağımsız bir uzun hikaye gibi hissettirse de, edebiyatımızın o toplumcu gerçekçi damarını sonuna kadar hissettiren bir eser.
Ancak beni en çok zorlayan, kitabın sonunun tamamen ucu açık, adeta yarım kalmış gibi bitmesi oldu. Ne Habip’in akıbetini tam olarak öğrenebiliyoruz ne de ilk iki kitabın devi Güllü’nün sonunu... Yazar sanki hikayeyi bitirmemiş de hayatın akışına bırakmış gibi. Bu ucu açıklık ve belirsizlik beni biraz havada bıraktı diyebilirim.
Siz üçlemeyi okudunuz mu? Kaçak’ın bu belirsiz finali sizde de aynı tatminsizlik hissini yarattı mı, yoksa hikayeyi bu haliyle sevdiniz mi? Yorumlarda buluşalım!
Veee bu uzun yolda benimle aynı duyguları paylaşan çok değerli dostum Pelin K. sonsuz teşekkür ederim