·640 syf.····Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00 Kitabı, izlediğim ve beni heyecanlandırmayan filmi tekrar izliyormuşum gibi bir hisle okudum. Her şeyi biliyor muşum gibi bir histi. Ne olacağını, karakterlerin nasıl davranacağını tahmin etmek kolaydı. Beni şaşırtan yerler olmadı ama heyecanlandıran yerler oldu. Gene de kitabın ilk yarısını okumak zordu. Dini, bağlaz temaları okumaktan keyif almıyorum.
Kitabın ikinci yarısında -artık kitaba da alıştığımdan- okuması kolaylaştı. Gene de ana karakterin başına bir şey gelse üzülmezdim. Ana karakter dışında diğer karakterlerin çoğunu sevdim ve başlarına bir şeyin gelmesini istemedim. Yine de devam kitaplarını okumayacağım. Zaten kitap boyunca keşke bu kitabı almasaydım diye düşünüp durdum.
Yazarın acemiliğini çok hissettim. Çoğu sahneyi hangi amaçla yazdığınız hissettim. Tabii bu da okuma zevkini azaltan bir şey. Okuduğum kitaplarda yazarın varlığını hissetmekten keyif almıyorum.
•● Spoiler ●•
Ana karakterin sürekli kendini "ben gerçekten iyi biriyim" diye kanıtlamaya çalışması gözlerimi devirmeme neden oldu. Farklı insanların, önceden kötü gördüğün grupların aslında iyi olduğunu keşfetmek acı vericidir. Ama ana karakter değişmeye çok hevesliydi. Kimse kendi inançlarını, kültürünü, alışkanlığını öyle kolayca kulak arkası edemez. Etmek istese de gururunun yakıcı baskısını, egosunu kolayca susturamaz.
Zaten asıl sorun o kadar bağnaz ve aşırı dindar güçlü bir hükümetin olduğu yerde çok açık görüşlü ve karma bir üniversitenin olması. Beni inandıramadı. Din olaylarını cidden sevmiyorum.
Okumaktan keyif aldığım (ve belli ki yazarın da yazmaktan gerçekten keyif aldığı) kısım Yvan ile Elloren'in aralarında ki tutkunun yavaş yavaş alevlendiği kısımlardı.
Elloren'in Yvan'ın çekiciliğine -istemeyerek de olsa- kapılmasını okumak çook zevkliydi. O kısımları okurken "aslında kitap o kadar kötü değil ya" diye düşündüm ^.^