Davut ve Golyat, Malcolm Gladwell’ın en akıcı ama aynı zamanda en tartışmalı kitaplarından biri sanırım. Yazardan daha önce Outliers ve The Tipping Point kitaplarını okuyup beğenmiştim, fakat Davut ve Golyat, benim için bu üçlü arasında en zayıfı olarak kaldı. Kitabın temel fikri şu: Hayatta “dezavantaj” gibi görünen şeyler bazen insanı daha güçlü hale getirebilir, “avantaj” gibi duran şeyler de aslında kişiyi kırılganlaştırabilir. Gladwell bunu anlatırken sadece teoriye yaslanmıyor; spor hikâyelerinden savaşlara, eğitim sisteminden kişisel trajedilere kadar birçok örnek kullanıyor.
Kitabın en dikkat çeken bölümlerinden biri, tabii ki Davut ile Golyat hikâyesine getirdiği yorum. Gladwell, aslında Davut’un sanıldığı kadar güçsüz olmadığını söylüyor. Sapan kullanmanın o dönemde ciddi bir savaş becerisi olduğunu, yani Davut’un yakın dövüşe girmeden avantaj sağladığını anlatıyor. Kitabın genel yaklaşımını burada net şekilde görüyorsun: “Zayıf” görünen taraf bazen oyunun kurallarını değiştirerek kazanıyor.
Bir başka etkileyici örnek ise disleksi yaşayan başarılı insanlar üzerine olan bölüm. Gladwell burada bazı insanların yaşadıkları zorluklar nedeniyle problem çözme becerilerinin geliştiğini anlatıyor. Özellikle girişimciler ve hukukçular üzerinden verdiği örnekler ilginçti çünkü insan ister istemez şu soruyu düşünüyor: “Eğer hayatları daha kolay olsaydı, yine aynı insanlar olabilirler miydi?”
Ama kitap tamamen kusursuz değil. Bazen Gladwell’in örnekleri fazla genelleştirdiğini hissettiriyor kesinlikle. Bazı hikâyeler çok etkileyici olsa da “istisnalar üzerinden kural çıkarılıyor” duygusu oluşturuyor. Özellikle başarı hikâyelerinde, sosyal şartların veya şans faktörünün geri planda kalması biraz eksik hissettirdi bana. Yapılmamalıydı diye düşünüyorum.
Yine de okunması çok rahat bir kitap. Akademik bir dille boğmuyor; tam tersine, sanki biri sana ilginç hayat hikâyeleri anlatıyormuş gibi ilerliyor. Çok beklentiye girmeden okuyun derim.