8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 19:24
Briar’ın Canavarları serisinin ilk kitabı olan Dikenlerle Bağlı, daha ilk sayfalardan itibaren beni o karanlık ve büyülü atmosferin içine çekmeyi başardı. Güzel ve Çirkin havasını hissettiren ama bunu dört lanetli peri prensiyle çok daha karmaşık ve çekici bir hale getiren bir hikâyeydi. Özellikle masalsı anlatımı, gizemlerle örülü dünyası ve sürekli diken üstünde hissettiren havası kitabın en sevdiğim yanlarından biri oldu. Rosalina karakterini gerçekten sevdim. Kitaplara sığınan, dışlanan ama buna rağmen cesaretini kaybetmeyen bir karakterdi. Babasını kurtarmak uğruna kendini feda etmesiyle birlikte hikâye tamamen başka bir noktaya taşındı. Castletree’ye adım attığı andan itibaren olaylar hem daha karanlık hem de daha sürükleyici bir hale geliyor. Dört farklı mevsim krallığı fikri zaten başlı başına çok etkileyiciydi ama her prensin karakterinin kendi krallığını yansıtması bence hikâyeyi daha da özel yapmış. Dayton’ın sıcak tavırları, Farron’un gizemli tarafı, Ezryn’in daha yumuşak halleri derken benim de açık ara favorim Keldarian oldu. O soğuk, mesafeli ve sert tavırlarının altında sakladığı şeyler o kadar merak uyandırıyordu ki sahnelerinde ayrı bir heyecan hissettim. Özellikle Rosalina ile arasındaki gerilim ve sürekli birbirlerine karşı gardlarını korumaları kitabın en güçlü taraflarından biriydi. Birbirlerine yaklaşırken bile aralarında hep görünmez bir duvar vardı ve bu durum romantizmi çok daha etkileyici hale getirmiş. Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri de lanet kısmı oldu. Geceleri canavara dönüşen prensler fikri zaten oldukça ilgi çekiciydi ama olay sadece bundan ibaret değildi. Her karakterin sakladığı sırlar, geçmişte yaşananlar ve Castletree’nin giderek çürüyen büyüsü hikâyeye sürekli bir gerilim katıyordu. Tam bazı şeyleri çözdüğümü düşündüğüm anda yeni bir sır ortaya çıktı. Özellikle sonlara doğru olayların iyice hızlanması kitabı elimden bırakmamı zorlaştırdı. Ama dürüst olmak gerekirse kitabın ilk bölümlerinde ben de biraz zorlandım. Dünya kurulumu yoğun olduğu için hikâyeye alışmak zaman aldı. Karakterleri, krallıkları ve büyü sistemini anlamaya çalışırken tempo biraz yavaş hissettirdi. Fakat belli bir noktadan sonra kitap resmen akmaya başladı. Özellikle Rosalina’nın prenslerle olan bağları güçlendikçe hikâye çok daha sürükleyici hale geliyor. Romantizm tarafı ise tam bir “karanlık romantik fantastik” havasındaydı. Güven, korku, çekim ve tehlike sürekli iç içeydi. Özellikle reverse harem dinamiğini sevenler için oldukça doyurucu bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ama bu türe alışık olmayanlar için başta farklı gelebilir çünkü kitapta MM romantizm ve yetişkin içerikler de bulunuyor. Bu yüzden başlamadan önce bunu bilmekte fayda var. Kitabın sonunda ise resmen “şimdi ikinci kitap nerede?” diye kaldım. O kadar kritik ve merak uyandırıcı bir yerde bitti ki devamını okumadan rahat edemeyeceğim hissi bıraktı. Özellikle Keldarian’ın sakladığı şeylerin tam olarak ne olduğunu hâlâ öğrenememiş olmamız beni daha da meraklandırdı. Genel olarak Dikenlerle Bağlı, karanlık atmosferi, masalsı dünyası, lanetli prensleri ve gizem dolu yapısıyla beni içine çeken bir başlangıç kitabı oldu. Eksikleri olsa da karakterleri tanımak, dünyanın kapılarını aralamak ve o büyük sırların ilk parçalarını görmek çok keyifliydi. Özellikle fantastik romans, peri dünyaları, düşmanlıktan doğan çekim ve karanlık prens temalarını sevenlerin büyük ihtimalle seveceği bir seri başlangıcı olmuş. Ben kesinlikle ikinci kitabı aşırı merak ediyorum.
Dikenlerle BağlıElizabeth Helen · Sonsuz Kitap · 202593 okunma
·
63 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.