Uzaktan gür bir Freud sesi işitilircesine bir kitaptı. İnsan kişiliğini oluştururken nasıl kendini oluşturur? Biz insanlarda her duygu vardır ama biz kendimizi oluştururken "onu istiyorum" diye duygularımızı bir marketten satın alır gibi almayız. "Bende bu olmasın" diye öteler , en karanlık kısma iteriz. Burada bir duyguyu çocuğun kendine seçmesi ya da seçmemesi, tamamen evdeki imagolardan oluşur. Ayna Evresi, Lacan’ın kuramında egonun doğum anıdır ve tamamen bir yanılsama üzerine kuruludur. 6-18 aylık bir bebek, henüz kendi bedenini motor beceriksizlik yüzünden paramparça ve koordinasyonsuz hisseder. Yine bu dönemde anneye bağlı olan bebeğin arzu nesnesi anne olmaktadır. Çocuk için anneden sütün kesilmesi, oluşan büyük devler ile beraber yeni bir dünyada var olmaya çalışmak olacaktır. Çocuk için anne artık bir arzu nesnesi değildir. Bu durumda dışarıdaki o devlere karşı babaya yönelmek gerçekleşecektir. Bu, bir tercih değil, dil dünyasına adım atmak için kaçınılmaz bir boyun eğmedir. Burada aklıma benim ilk gelen şey, Freud'un Oedipus Kompleksi'dir. Elektra Kompleksi'nin doğruluk payının çok yüksek olduğunu savunmakla beraber, aynı zamanda toplumda tabulanmış kısıma taşınan bir şey olduğunuda savunmaktayım.(Günümüzde genelde kanıt eksikliğinden savunulmasa da kişsel görüşlerin saygı duyulması taraftarıyım.)Bunu yapan kısım, tahmin edileceği gibi en çok gerçeklerden kaçan taraftır. İlerleyen süreçte çocuklar için yargılar oluşmaya başlayacaktır ve bu yargılar büyük ötekiye benzer olmalıdır. Çocuk burada Öteki ile beraber var olmaya başlayacak. Bir X'in, X için pek bir önemi yoktur. X, bir günde kaç kere "Ben X" diye kendini tanıtır? X, Öteki varsa vardır; Y varsa X olur. Eğer bu süreçler sıkıntılı ilerlerse, işte kitabımızın bir diğer kısmı olan psikanaliz gereklidir. Bazen durumlar nörobiyolojik ya da nöropsikolojik olabilmektedir. Eğer bu durumlar yoksa, psikanalitik bir şekilde terapi süreci ilerlemek zorunda kalır. Lacan’ın psikanalizi, doğrudan "Freud’a Dönüş" sloganı ile vücut bulur. Ancak bu dönüş, Freud'u biyolojik bir bakıştan kurtarıp tamamen dil bilimi ve felsefe ile açıklama yapmaktır. Üç kısımda biz bunu görmekteyiz. "Bilinçdışı Bir Dil Gibi Yapılanmıştır" sözü Lacan’ın en ünlü sözdür . Bilinçdışı, Freud’un dediği gibi sadece ilkel dürtülerin bastırıldığı karanlık bir bodrum katı değil; kelimelerin, yani gösterenlerin yönettiği kurallı bir sistemdir. Freud’un rüya mekanizmaları yer değiştirme ve yoğunlaştırma şeklinden oluşur ki buraya şunu da eklemek isterim. " İnternetten izlediğim bir videoda bir Z kişisinden işittiğim şeyler şunu demekteydi: Bilinç üzerinde o kadar yoğun bir süperego kurgusu vardır ki biz rüyamızda arzularımızı, duygularımızı görürüz ama bir farklı kişi kılığında; çünkü bunu öz benlik o kadar kabul etmemektedir." Bu durum, dil bilimindeki metonimi ve metafor mekanizmalarından başka bir şey değildir. Üç Temel Düzen sisteminde insan gerçekliğini ve ruhsal gelişimini üç ayak üzerine kurar. İmgesel düzen, ayna evresiyle başlayan illüzyonlar, imgeler ve ego dünyasıdır. Simgesel düzen; dil, yasalar, kültür ve Babanın Adı'dır ki öznenin insan olduğu yer burasıdır. Gerçek düzen ise dil ile ifade edilemeyen, simgeselleştirilemeyen, kelimelerin dışındaki artık alandır ve travmatiktir. "Arzu, Öteki’nin Arzusudur" kuralına göre insanın arzusu hiçbir zaman saf ve kendine ait değildir. Çocuk, ilk olarak annenin neyi arzuladığını bulmaya çalışır ve kendisini o arzu nesnesi yapmaya çabalar. Büyüdüğümüzde de toplumun, kültürün ve başkalarının arzuladığı şeyleri arzulamaya devam ederiz. Özne merkezsizdir ve merkezkaçtır. Freud’un "Benliğin hakemliği" fikrine Lacan karşı çıkar. Lacan'a göre ego bir yanılsamadır. Gerçek özne, dilde konuşan ama ne dediğini tam olarak bilmeyen bilinçdışıdır. Dolayısıyla insan kendi zihninin efendisi değildir. Freud psikanalizi biyoloji ve anatomiye yaslarken, Lacan psikanalizi dile ve kelimelere yaslar. Analizin amacı egoyu güçlendirmek değil; öznenin dil içindeki kendi arzusunu fark etmesini ve o arzunun imkansızlığıyla yüzleşmesini sağlamaktır. Der çok ünlü üstadlar . Ben sadece okurken çok dikkatli okudum ve bilgileri dinlerken çok iyi dinledim hepsi bu kadar. Hayranlığımı üstadlarıma belirtir aynı zamanda önlerinde saygı ile eğilirim.