Türkiye’de babayı itibarsızlaştırıp anneyi yücelttiler,
sonuç :disiplinsizlik
Sağlıklı bir toplumsal yapının nüvesi olan aile, şefkat ile disiplinin dengesi üzerine kurulur. Şefkat kuralı esnettiğinde, disiplin ise şefkati dışladığında yapı bozulur. Türkiye'deki mevcut dönüşüm, bu dengenin disiplin ve sınır aleyhine, kuralsız bir duygusallık lehine bozulduğunu göstermektedir. Otoritesini ve itibarını kaybetmiş bir baba figürü, toplumun kural koyma ve kurallara uyma yeteneğinin ailedeki ilk kırılma noktasıdır.
Toplumda baba figürünün zayıflaması sadece “erkek otoritesi” meselesi değildir; sorumluluk, sınır, istikamet ve yük taşıma kültürünün zayıflamasıyla ilgilidir.
Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var:
Sorun “annenin yüceltilmesi” değil, anne ve babanın birbirine rakip hâline getirilmesidir.
Çünkü sağlıklı ailede; anne merhametin diliyle, baba istikametin omurgasıdır.
Biri tamamen bastırıldığında çocuk ya sevgisiz büyür ya da sınırsız.
Bugün birçok çocuk: eleştirilemeyen, sınır konulmaya, her arzusu merkeze alınan, “incinmesin” diye hayata hazırlanmaya bir psikolojiyle yetişiyor.
Hayat ise duygulara göre değil, gerçeklere göre işliyor.
Bu yüzden ilk darbede dağılan, sabırsız, otoriteye tahammülsüz bir nesil ortaya çıkabiliyor.
Fakat diğer uç da tehlikelidir: Sadece korku üreten, sevgiyi göstermeyen, baskıcı baba modeli de insanın ruhunu ezer.
Disiplinin amacı sindirmek değil, şahsiyet inşa etmektir.
Daha dengeli ifade etmek gerekirse metin şu hâle gelebilir:
> Aile; şefkat ile disiplinin, merhamet ile sınırın birlikte ayakta tuttuğu bir yapıdır.
Şefkat disiplinsizliğe, disiplin merhametsizliğe dönüşürse aile çözülmeye başlar.
Bugün yaşanan krizlerden biri de, sorumluluk ve otoriteyi temsil eden baba figürünün itibarsızlaştırılmasıdır.
Çünkü otorite tamamen yok olduğunda özgürlük değil, yönsüzlük doğar.
Çünkü çocuk ilk defa otoriteyi, sınırı ve sorumluluğu aile içinde öğrenir.
Bir çocuk: Her istediği anında yapılıyorsa, Yanlışlarına karşı tutarlı sınırlar konulmuyorsa, "Hayır" cevabını duymadan büyüyorsa, gerçek hayatla karşılaştığında zorlanır.
Baba figürü tarih boyunca birçok toplumda sadece geçim sağlayan kişi değil; kural, sorumluluk, fedakârlık ve hesap verme kültürünün temsilcisi olarak görülmüştür. Bu rol zayıfladığında, çocukların bu değerleri öğrenmesi zorlaşabilir.
Ancak burada önemli bir ayrım var:
Disiplinsizliğin tek sebebi baba otoritesinin zayıflaması değildir. Günümüzde; sosyal medya, tüketim kültürü, ekran bağımlılığı, eğitim sistemi, akran etkisi, şehirleşme ve çekirdek aile yapısı gibi birçok etken de rol oynar.
Bu yüzden "babayı itibarsızlaştırdılar, sonuç disiplinsizlik oldu" cümlesi tek başına tam açıklama değildir. Daha doğru ifade:
> Ailede anne ve babanın tamamlayıcı rollerinin zayıflaması, tutarlı sınırların kaybolması ve modern kültürün birey merkezli anlayışı, disiplin sorunlarının önemli sebeplerinden biridir.
Asıl mesele baba mı anne mi sorusu değil; çocuğun sevgiyle birlikte sınır da görüp görmediğidir. Sevgi tek başına yetmez, sınır da tek başına yetmez. İkisine birlikte ihtiyaç vardır.
Disiplinsizlik meselesini sadece aile içindeki anne-baba rolleriyle açıklamak eksik kalır. Başka önemli sebepler de vardır:
1. Haz kültürünün yaygınlaşması
Günümüz kültürü sabrı değil, anlık tatmini teşvik ediyor:
Hemen izle,
Hemen satın al,
Hemen tüket,
Hemen vazgeç.
Oysa disiplin, istekleri erteleyebilme becerisidir.
2. Ekran ve sosyal medya etkisi
Kısa videolar, sürekli bildirimler ve hızlı içerikler dikkat süresini azaltabiliyor. İnsan uzun süre odaklanmakta, sıkıntıya katlanmakta zorlanabiliyor.
3. Sorumluluk verilmemesi
Birçok çocuk ve genç, yaşına uygun görevler almadan büyüyor. Sorumluluk almayan kişi, disiplin geliştirmekte zorlanır.
4. Otoriteye duyulan güvenin azalması
Aile, okul, devlet, öğretmen, din adamı gibi kurumlara duyulan güven sarsıldığında insanlar kuralları içselleştirmekte zorlanabilir.
5. Başarının emekten kopuk gösterilmesi
Sosyal medyada görülen "kolay başarı" hikâyeleri, uzun süreli çalışmanın değerini gölgeleyebilir. Disiplin ise uzun vadeli emeğe dayanır.
6. Tüketici değil, üretici olmaktan uzaklaşmak
Üreten insanın plan yapması, sabretmesi ve düzen kurması gerekir. Sürekli tüketen insanın ise disiplin ihtiyacı daha az hissedilir.
7. Eğitimde karakter eğitiminin zayıflaması
Bilgi öğretmek ile karakter inşa etmek aynı şey değildir. Disiplin; sadece ders başarısıyla değil, alışkanlıklar ve ahlâkî eğitimle de gelişir.
8. Rol model eksikliği
Çocuklar öğütlerden çok gördüklerini taklit ederler. Çevrelerinde sabırlı, çalışkan ve tutarlı insanlar azaldığında disiplin de zor öğrenilir.
Özetle, disiplinin kaybı tek bir sebebe bağlanamaz. Aile yapısındaki değişimler, kültürel dönüşüm, teknoloji, eğitim ve toplumsal değerlerdeki değişimlerin birleşimi bu sonucu doğurabilir. Aile ise bu zincirin en önemli halkalarından biridir; çünkü insanın ilk karakter eğitimi orada başlar.
9. Konforun artması
İnsanlık tarihinin büyük kısmında insanlar yaşamak için mücadele etmek zorundaydı. Su taşımak, odun toplamak, tarlada çalışmak, uzun mesafeler yürümek günlük hayatın parçasıydı.
Bugün ise birçok zorluk ortadan kalktı. Bu büyük bir nimet olsa da, zorluğa dayanıklılığı azaltabiliyor.
Zahmet görmeyen nesil, külfete tahammül etmekte zorlanabilir.
10. Bedel ödemeden elde etme alışkanlığı
Disiplinin temelinde şu gerçek vardır:
> "Değerli şeyler bedel ister."
Eğer insan sürekli bedel ödemeden elde etmeye alışırsa, emek ile sonuç arasındaki bağı kuramaz.
Bu durum sadece çocuklarda değil, yetişkinlerde de görülür.
11. Erkeklik ve kadınlık rollerinin bulanıklaşması
Burada mesele üstünlük değil, vazifedir.
Tarih boyunca anne ve baba farklı fakat tamamlayıcı roller üstlenmiştir.
Bir toplum, rol farklılıklarını tamamen reddetmeye başladığında aile içinde görev karmaşası oluşabilir.
Çocuk için en sağlıklı ortam, annelik ve babalığın birbirini tamamladığı ortamdır.
12. Mahallenin kaybolması
Eskiden çocuğu sadece anne-baba yetiştirmezdi.
Dede, Nine, Amca, Teyze, Komşu, Öğretmen, Esnaf birlikte terbiye sürecinin parçasıydı.
Bugün birçok çocuk yalnızca ekranlar tarafından şekillendiriliyor.
Mahallenin kaybı, sosyal denetimin de kaybı anlamına geliyor.
13. Hakların konuşulup vazifelerin unutulması
Modern dünyada insanlar haklarını çok iyi biliyor.
Fakat görevler ve sorumluluklar aynı ölçüde konuşulmuyor.
Oysa sağlam toplumlar şu denge üzerine kurulur:
> Hak kadar vazife, özgürlük kadar sorumluluk, yetki kadar hesap verme.
14. Büyük hedeflerin kaybolması
İnsan niçin disiplinli olur?
Bir amacı varsa.
*Eskiden insanlar; vatan, aile, din, ilim, sanat, meslek uğruna fedakârlık yapıyordu. Amaç küçüldükçe sabır da küçülür. Çünkü disiplin, anlamın hizmetkârıdır.*
15. Nefsin eğitimden çıkarılması
Klasik İslam terbiyesinde nefis eğitimi önemliydi:
Oruç, Sabır, Hizmet, İnfak, Zikir, Teheccüd insanın kendi arzularına hâkim olmasını öğretirdi.
Disiplinin özü de budur:
> Kendini yönetebilmek.
Kendi nefsini yönetemeyen kişi, zamanını da işini de hayatını da yönetmekte zorlanır.
Belki de asıl mesele şudur:
> Disiplinsizlik, babanın kaybından önce, "terbiye" kavramının kaybıdır.
Çünkü terbiye; sevgi ile sınırı, merhamet ile sorumluluğu, özgürlük ile hesabı aynı potada eriten bir sanattır.
Baba bunun bir parçasıdır, anne bunun bir parçasıdır, okul bunun bir parçasıdır, toplum bunun bir parçasıdır. Bu parçaların birkaçı zayıfladığında sonuç yalnızca aile krizi değil, medeniyet krizine dönüşebilir.